DOLAR 7,9020
EURO 9,3079
ALTIN 483,06
BIST 1.205
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kayseri 21°C
Gök Gürültülü
Kayseri
21°C
Gök Gürültülü
Çar 23°C
Per 24°C
Cum 25°C
Cts 26°C

Yemlihalıoğlu, Yatırım koordinasyon kurulunun kurulması şart

İstihdam, Türk ekonomisinin her zaman en önemli sorunlarından biri olmuş, hatta bugünlerde birinci sırayı almıştır. Geçirmiş olduğumuz ekonomik krizlerden dolayı işçilerimiz işsiz kalmış işverenlerimizin fabrika işyerleri kapanmış, işsizler ordusuna büyük ilaveler olmuştur. Bu bizim kaderimiz değildir.  Yöneticilerin bizi bu hale getirmeleri olarak görmekteyiz. Bu nedenle yeni yönetim anlayışının  bu görecelere bakarak eski yönetimlerin aksaklıklarına bakarak yeniden yapılanma gerekmektedir.

       İstihdamı çalışmak isteğinde ve gücünde olanların iş bulup buradan geçimlerini sağlayabilmesi olarak tanımlayabiliriz. Bu yönüyle ekonomik politikalar içinde sosyal yönü ağır basan bir konu olduğunu söylenebilir. Aslında ülkemizde 1950 yılından sonra hızla sanayi hamlesi sayesinde tarımla uğraşan nüfusun oranı yani gizli işsizler ordusu azalmıştır. Gelişmiş statüsündeki ülkeler seviyesine düşürmek içinse onları sınai ve hizmet üretimine çekmek ve bugünkü oranı %17 seviyesinde olan tarımda uğraşma miktarının bir an önce %5 seviyesine indirilmesi gerekmektedir. Ayrıca tarımda verimlilik sağlayarak köyde yaşayan insanların yaşam kalitesini yükseltmemiz gerekmektedir. Bunu aşağıda bir örnekle daha kapsamlı olarak açıklayacağız.

       Yazar Nena o’Neill’in söylediği gibi, “Her krizden bir yeniden doğuş fırsatı çıkar.”

        Alabama Enterprise’deki insanlar bu düşünceyi anlamışlardı. Kasabalarında Meksika keten sünesine adanmış 1919’da diktikleri bir anıt bulunuyor. Bu olayın hikayesi 1895’e dayanıyor.

       Söz konusu böcekler o yıl eyaletin topladığı tahılı ve ketenin çok büyük bir bölümünü yok etmiştir. Yaşanan felaketten sonra yörenin çiftçileri gelişmeye başlamış ve 1919 yılında fıstık ürünü yetiştirdikleri zamana göre çok daha iyi kazanmışlardır. Yukarda sözünü ettiğimiz anıtın önüne  şunlar yazılıdır. “Keten sünesine ve zenginliğin habercisi olan felakete derin minnettarlık duygularımızla mücadele ve kriz döneminde gelişme ve başarı çıktı felaket nimete dönüştü”

         Yalnız tarımla uğraşanlar değil bütün sektörlerde aynı şekilde verimi artırmanın yollarını bulmamız gerekmekte olup, bunun için çaba harcamalıyız.

          Tuik kurumunun çalışmalarına büyük önem vermeliyiz. Her an elde edilen verilerin ışığında kapsamlı bir çalışma gerçekleştirilmeli, AB’ye uyum için gerekli olan insan kaynaklarımızın envanteri çıkarılıp, bunu çıkarılıp, bunu çıkarırken şu anda çalışan insanlarımızın da nitelik durumlarını belirleyip, Dünya standartları ve gelişmiş ülkelerde çalışanlardan eksik ve fazlamızın ortaya konulup, eksiklerinin Dünya standartları üstüne seviyeye çıkarmak için neler yapılması gerektiğinin ortaya konulması gerekmektedir. Bunun için makro ve mikro insan kaynakları planlarını çıkarmalıyız. Bugün şunu göstermiştir ki, eğitim sistemlerimizin tamamen reform yapmamız gerekmektedir. Çünkü 2030 yılında şu anda bulunan mesleklerin %50 si olmayacak ona göre stratejik yol harita belirtilerek eğitim reformu yapılması gerekmektedir.

         Makro ve mikro planların ortaya çıkması için belirttiğimiz gibi ileri düzeydeki sistemlerde insanların bilgi düzeyleri ve çalışma kalitesinin, özellikle girmek istediğimiz AB topluluğunun insan kalitesini tespit etmek ve bu tespit karşısında ülkemizdeki insan kalitesinin durumumuzun belirlemesi ve bu belirlenen duruma göre planlarımızı yapmamız hatta her konuda master planını yapıp onların işleyişini belirlememiz, bunun eylem planlarının hazırlanıp faaliyete geçirmemiz gereklidir.

        Tarihçi Arnold Tynbee, tüm insanların zor koşullardayken şu dört yoldan her hangi birine göre davrandığına inanmaktadır.

1–   Geçmişe çekilmek

2–   Gelecek hakkında hayaller kurmak

3–   İçlerine kapanıp birinin kendilerini kurtarmasını beklemek

4–   Krizle yüzleşip, onu yararlı bir şeye dönüştürmek

O halde bizim yapmamız gereken bu istihdamla ilgili gerçeklerin bir an

önce ortaya çıkarılmasını hızlı bir şekilde  sağlamak ondan sonra gerekli çalışmalarını yapmaktır. Hatta şu anda kamu çalışanlarının durumlarının bile doğru dürüst tespit edilmediği, bir personel sistemi ve personellerin durumları hakkında çalışmalar yapılmamış olduğu tarafımızdan tespit edilmiştir.

      Devletimizin ilk önce çalışan personelinin envanterini çıkarıp, yaptıkları işlerin ve personelin kabiliyetlerinin tespiti,  akabinde personel verimliliğini dünya standartlarına çıkarmak için eylem planları oluştumaktır. Personele göre iş değil, işe göre personel düstur edinmektir.

       İster özel kurumlar, ister kamu kurumları giderek artan bir oranda bilgiye dayalı olacak ve çoğunlukla kendi performansları, meslektaşlarından ve müşterilerden aldıkları tepkilere göre yönlendirilen ve düzene sokan uzmanlardan  kurullardan oluşan yönetim gerçekleştirilmelidir. Gelecekte büyük  kuruluşlar enformasyona dayalı kuruluşlar olacaktır. Buna bir örnek verecek olursak Whatsapp 65 kişi çalışmakta değeri bugün 100 milyar dolar değerinde ülkemizdeki 1000 sanayi şirketlerinin değerinden fazla reklam gelirleri olmamasına rağmen değeri var. Bunu iyi düşünüp hareketlerimizin belirlemeliyiz.

        Büyük kuruluşların enformasyona dayalı hale gelmek dışında pek bir seçme şansları yoktur. Bir kere Dünya böyle bir değişikliğe zorlamaktadır. İstihdam alanındaki ağırlık merkezi, beden işçileri ve masa başı işleriyle uğraşan kimselerden, ticaret dünyasının yüzyıl önce ordudan aldığı kumanda ve kontrol modeline karşı direnen bilgi işçilerine doğru hızla kaymaktadır. Ekonomi bilimi de değişiklik olması özelikle de büyük işletmelerin yenilikleri yapmasını ve girişimi olmasını söylemektedir. Ama bu geçiş için yapılacak zorlama, her şeyden çok enformasyon teknolojisinden geçmektedir.

        Bir kuruluş veri işleme kapasitesini enformasyon üretme üzerine yoğunlaştırdığı zaman etkilenen ikinci alan o kuruluşun yapısı olur. Böyle bir şeyin neredeyse hemen ardından, hem yönetim kademeleri sayısının hem de yönetici sayısının büyük çapta düşebileceği açığa çıkar. Anlaşılır ki pek çok yönetim kademesi ne kadar bilgi almakta ve ne kadar öncülük etmektedir.

        Tuik’in enformasyon yüklemiş olup bu verilerin her zaman doğrulardan ve gerçeklerden taviz vermeden yerine getirmesi elzemdir. O halde veriyi enformasyona dönüştürmek için bilgi gerekir. Bilgi doğası gereği uzmanlık içeren bir olgudur.(aslında gerçekten bilgili olan kimseler fazla uzmanlaşma eğilimindedirler. Çünkü her zaman öğrenecek çok şey vadır.)

         Enformasyona dayalı kuruluş genelde  alışık olduğumuz kumanda ve kontrol yapısından çok daha fazla sayıda uzman gerektirir. Enformasyona dayalı kuruluşlarda hukuki danışmanlık, halkla ilişkiler, insan kaynakları ve işveren işçi ilişkileri gibi merkezlerin çalışmalarına olan ihtiyaç her zamankinden daha fazladır. Enformasyona dayalı kuruluşların öz disiplin ile ilişkiler ve iletişim konularında bireysel sorumluluğa ağırlık vermeleri gerekmektedir. Bir başka değişle enformasyona dayalı kuruluşlar, belirli bir takım çalışmalara dönüşen, açık, yalın, ortak hedefler gerektirir. Enformasyona dayalı kuruluşlar, aynı zamanda tek bir hedef yada birkaç hedef üzerine yoğunlaşmak durumundadırlar. Bu gün enformasyon teknolojilerinin maddi uygarlık üzerinde, ticari mallar, hizmetler, ticari kuruluşlar, bireysel mahrem bilgiler üzerine yarattığı etkiler hakkında çok şey söylenip, çok şey yazılmaktadır. Oysa enformasyon sosyal etkileri de çok önem taşımakta ve bunların toplum üzerindeki olumlu ve olumsuz etkileri önemlidir. Hatta daha çok önemli olabilirler,  söz konusu etkileri yaygın bir biçimde görülmektedir.

          Dünya ekonomisi de para ve krediden oluşan “sembol ekonomisi” daha şimdiden ulusal niteliği olmayan uluslar arasın da kabul gören sistemin oluşmasını sağlamaktadırlar. O halde dünyanın neresinde olursanız olun istediğiniz bilgiye kolaylıkla ulaşa bilmekteyiz. Özellikle bilgisayar ağının bu kadar gelişmesi sayesinde insanlar birbirleri arasında iletişimi kolaylıkla sağlanmış oluğundan büyük kentlerin artık bir özelliği kalmamış, sorunların çok büyük boyutlarda oluşmasına neden olmaktadır. Geleneksel kuruluşu bir arada tutan, kumanda  ve kontrol sistemi olmuşken, enformasyona dayalı kuruluşun iskeleti en elverişli enformasyon sistemi olacaktır.

              Yönetim esaslarına göre yürüyen bir ticari teşebbüs olmadan, hiç biri etkili olacak durumda değildir. Modern yönetim ve ticari teşebbüs, gelişmiş ülkelerin inşa ettikleri bilgi tabanı olmasa, varlık bulamazlardı. Ama aynı şekilde bütün bu bilgiyi ve bunca bilgili insanı etkili kılan da yönetimdir. Yönetim olgusunun ortaya çıkışı, bilgiyi sosyal bir süs ve lüks olmaktan çıkararak herhangi bir ekonominin gerçek sermayesi haline gelmiştir. Savaş zamanında zorunluluk ortaya çıkan işçi eğitimi son elli yılda Dünya ekonomisinde meydana gelen değişimi iteklemiştir. Bizim gibi gelişmekte olan ülkelerin ekonomi kuramında hiçbir zaman yapılamayacağı söylenen bir şey yapma imkanı vermektedir. ABD ve İngiltere bu konuda gerekli olanı yapabilmek için 1885-1910 yılları arasında Frederic W. Taylor’un geliştirdiği bilimsel yönetim kuramını, mavi önlüklü işçilerin sistematik eğitime geniş bir ölçekte uygulamaya başladılar.

            Yapılacak görevleri analiz ettiler ve onları nitelik gerektirmeyen bireysel işlemlere ayırarak oldukça kolay öğrenilir hale getirdiler. II. Dünya savaşında Taylor’un vasıflı yada vasıfsız her türlü beden işi analiz edilebilir ve bilginin uygulamasıyla düzenlenebilir sözü, üzerinde 1941 yılında Hitler’in  ABD’ye  ilan etmesini de teşvik etmesinin nedeni yetişmiş elemanları bulunmayan yani optik okuyucuları olmayan ABD ‘ye savaş açmayı  teşvik eden faktörlerden biriydi. ABD için Avrupa’da etkin bir güç alanı oluşturmak, askerleri taşıyacak büyük bir filoya ihtiyaç gösteriyordu. O sırada ABD’nin hemen ticari ve askeri denizciliğinin eksikliğini görmüş uçak gemileri ve destroyerleri yoktu. Hitler’e göre modern savaş, hassas optik üretimi gerektirirdi. Hem de bol miktarda vasıflı optik okuyucuları yoktu. ABD Taylor’un “iş incelemesi” uygulamasını geçiş yapmışlardır. Vasıflı işçileri nasıl eğitileceğini çabucak öğrendiler. Bu adamların çoğu eskiden köylerde yarıcılık usulüyle tarlalarını eken işçilerdi. Sanayi öncesi bir çevreden geliyorlardı. ABD eğitim sistemini kurmağı başarıyor. Toplamış olduğu kişileri daha önce belirlediği seviyeleri bulmaları için 60 veya 90 günlük sürelerde hızlandırılmış eğitimine başlıyor ve bu surede kendilerini yetiştiren öğreticilerden daha mükemmel optik okuyucular yetiştirip savaş ekipmanlarını yapacak ve savaşa katılmışlardır. Yapamayacağını düşündüler, en büyük hataları bu oldu. Almanların çıraklıkla yetiştirdikleri yani 7 yıllık eğitim süresini çok kısaltıyor ve Hitlere beklemediği yenilgiyi yaşatmıştır. ABD nin dünyayı yöneten, parasının rezerv olmasını sağlamıştır. Paraya hükmeden bütün dünyayı yönetir. Bu optik okuyucular o güne kadar yapılan bütün savaş ekipmanların en mükemmelini yapıyorlar. ABD sonunda hem Japonya’yı hem de Almanya’yı yenen bir savaş üretimi nasıl gerçekleştirdiğini göstermektedir. Bu gelişmeyi Japonlar ve 1980 yılından sonra G. Koreliler benimsediler ve ülkelerinin kalkınmaları için temel haline getirmişlerdir.

            O halde bizim ülkemizde uygulamakta olan Alman modeli sanat okulları ve çıraklık sisteminin tamamen terk edilmesi yukarda bahsetmiş olduğumuz sisteme geçilmesi gerektiğine inanmaktayız. Değişim o kadar hızlı değişiyor, örneğin milattan önce teknolojik değişim 500 yılda almaktaydı, ortaçağda bu rakam 200 yılda değişiyordu, sanayi devriminde 150 yılda, 1920 yılından sonra 50 yıla, şimdi ise 72 gün gibi zamanda değişiyor. Bizim yapmamız gereken insan envanteri çıkarılıp teknolojik gelişime bakarak 5-10 yıllık planlar yapıp onların eylem planlarının çıkarılmasını sağlamak ancak ABD’de 2030 yılı geldiğinde %47 mesleklerin olmayacağını ön görmektedirler. Biz eğitim sistemimizi bir an önce reformlar yapmalıyız. Bu gün sanayimiz teknolojik gelişmesini 2050 yılın karşılaşacağımız ön görülere uygun insan eğitimimizi komple değiştirmeliyiz.

              83 milyon insanın yaşadığı ülkemizin iş görebilir nüfusunun en az yarısının yani iş görebilir nüfusumuz 46 milyon şu anda 29 milyon insanımız çalışmaktadır.  En az 25 milyon insanımızı bu eğitime göre yetiştirmeliyiz. Devamlı eğitim dediğimiz ölünceye kadar eğitim yapmalıyız.

             Korona virüs bize göstermiş olduğu, fakat geçmek zorunda olduğumuz eğitim reformu yapmamız gerektirir.

1–   Toplu eğitim yapan ve geleneksel sınıf geçme esaslı eğitim sisteminden, kişisel eğitim sistemine,  bilgisayar araçlı eğitime geçilecektir. Okul sistemi tamamen yani sınıf öğretim olgusu değiştirilmesi elzemdir. Bu sistemde iyi yetişmiş öğretmenlik rehberlik ve danışmanlığıyla ilgi çekici merak uyandırıcı diziler biçiminde yapılan eğitim daha yumuşak ve daha kolay uyum sağlanabilir nitelikler taşımaktadır. İnternet kulanım zararlarından arındırılmalıdır. İnsanlara bilgi yüklemesini bırakıp hedef belirlemelerini sağlamak, hedefe ulaşmaları için onlara yol haritaları oluşturmamız gerekir. Yaşam nedir niye yaşamaktayız sorularının ve hayatlarını nasıl geçirmek istediklerini yönlendirilmeleri gerekir.

2–   Yazılı metinlerden kaynaklanan pasif eğitimin(bilgi alışverişli ve uyandırıcı) nitelikli, aktif eğitime dönüştürülmesi, bu etkinliklere ayak uydurabilecek kapasitede sayıları şimdiden saptanamayacak  kadar çok özel yetiştirilmiş öğretmenler tarafından yapılmasını sağlamaktır. Yani toplum 5.0 göre hazırlamamız gerekir.

3–   Güncel eğitim sitemlerinde yoğun bloklar halinde yer alan okul yıllarının yerine tüm hayat boyunca sürecek ve kolay kazanılacak bilgi birikimleri sistemlerinin alınması sağlayacak düzenlemelerin geliştirilmesi temel yapılanmalar oluşturulması gerekir.

4–   Şu anda uyguladığımız sistemdeki önceden belirlenmiş zamanlarda yapılan sınav ve yarışmaların yerini “yeni bilinç ve yeni buluşları olan yeteneklerin” kazanılmasını sağlayan sistemlerin yer almasını sağlamaktadır. Hassas ziraat sistemleriyle ekilmiş tarlalarda oluşan olgun başaklar gibi insanların verimi artıracaktır.

İnsanların bu tür yeteneklere ulaşabilmeleri onlardan yararlanabilmeleri, ancak bilgi işleme dayanan eğitimin yeni programlarının uyguluna bilmesiyle elde edilecek sistemi oluşturmak. Bu sistemi oluşturmak için gerekli olan öğretmen, uzman, asistan, bilgisayar  yöneticisi kadrolarının ne kadar artırılması gerektiğini bilerek yetiştirmemiz gerekmektedir. Her halde ilk önce öğretmenlerin eğitilmesiyle başlamamız gerekmektedir. Şu andaki öğretmenlerin bilgilerinin tamamen yok sayılmalı ve onlara yeni sistemdeki yerlerini nasıl olmaları ve öğretim sistemini kabul etmelerini, çok fazla yük yüklenmelerini kabullenmelerini sağlamak, bu öğretim sisteminde daha çok çalışmalarını istememiz lazımdır.

          Teknolojik değişimin eşi görülmemiş hızı, sağlık, ulaşım, iletişim, üretim, dağıtım ve enerji sistemlerimizin – sadece birkaçını ifade etmek – tamamen dönüştürüleceği anlamına geliyor. Bu değişikliği yönetmek, sadece ulusal ve çok uluslu işbirliği için yeni çerçeveler değil, aynı zamanda işçilere yeni beceriler öğretmek için hedeflenen programlarla birlikte yeni bir eğitim modeli gerektirecektir. Yaşlanan toplumlar bağlamında robotik ve yapay zeka alanındaki ilerlemelerle, üretim ve tüketim anlatımından paylaşım ve bakımdan birine geçmemiz gerekecek.

Küreselleşme 4.0 henüz yeni başladı, ama biz zaten bunun için yeterince hazırlıksızız. Eski bir zihniyete bağlı kalmak ve mevcut süreçlerimiz ve kurumlarımızla uğraşmak işe yaramayacaktır. Aksine, onları şimdiden tanık olduğumuz tür aksaklıklardan kaçınırken, bizi bekleyen yeni fırsatlardan yararlanabilmemiz için sıfırdan yeniden tasarlamamız gerekiyor.

Yeni ekonomiye yeni bir yaklaşım geliştirirken, sıfır toplamlı bir oyun oynamadığımızı hatırlamalıyız. Bu bir serbest ticaret veya korumacılık, teknoloji veya iş, göç veya vatandaşları koruma ve büyüme veya eşitlik meselesi değildir. Bunların hepsi, “ve” üzerinde “ya da” lehine politikalar geliştirerek kaçınabileceğimiz yanlış ikiliklerdir ve tüm çıkar gruplarının paralel olarak takip edilmesine izin verir.

Kuşkusuz, kötümserler, siyasi koşulların Küreselleşme 4.0 ve yeni ekonomi hakkında üretken bir küresel diyalogun önünde durduğunu savunacaklar. Ancak realistler mevcut anı mevcut sistemdeki boşlukları keşfetmek ve gelecekteki bir yaklaşım için gereksinimleri belirlemek için kullanacaklar. Ve iyimserler geleceğe yönelik paydaşların ortak ilgi ve sonuçta ortak amaç oluşturacakları umudunu taşıyacaklar.

Bunu yaparken yatırım koordinasyon kurulunun kurulması, bu kurulda devletin, ticaret ve sanayi odasından sanayi bilim kurulu oluşturulması, bu kurulda yatırımda muhatap olan bütün kurumların temsilcilerinin bulunması gerekir.

Bunları yaparken ülkenin sanayi hedefi ve stratejik olgularını benimsemiş bu uğurda her olgusuyla çalışmalarını sağlamaktır. Kurul yatırımlar yapmadan önce başvurulan ve diğer yandan danışmanlık hizmetleri sunan bir kuruluş olması gerekmektedir. Bunu bir örnekle açıklayalım. X firması mobilya sektöründe çalışma yapmak için bir yatırıma girmek istiyor. Bununla ilgili finansman durumunu söylüyor, kurula başvuruyor bu başvuruyu alan kurul çalışmalarına başlıyor. Bu yatırım hakkında kapsamlı araştırmalar yapıyorlar, en kısa zamanda x firmasına ayrıntılı bir şekilde fizibilite raporu sunmalıdırlar.

Bu konuda Türkiye’deki yatırımlar ve şu andaki piyasa araştırmaları da sunulmuş olacak ve yatırım yapmasına müsaade edilerek devlete olan ilişkileri yatırım kurulu bulunan yatırım takip ve uygulama takip bürosu tarafından yapılmalıdır. Bu kurulun yapması gerekenlerden biride yukarda bahsetmiş olduğumuz hedef ve stratejik planlara uygun yatırımları  yönlendirmek olmalıdır. Örnek verecek olursak sanko şirketini verebiliriz.

Sanko şirketinin yönetimine Amerika’den bir grup  ziyaretçi gelmiş, bu grup kimlerden oluşuyor, İndiana Muncie belediye başkanı Sharon Kay Mcshurley, Ticaret odası başkanı Jayjulian, İndiana Marion belediye başkanı  Wayne Seybold, İndiana Grant bölgesi ticaret odası başkanı Tim Eckerle, Doğu İndiana ticaret odası yönetim kurulu başkanı Bryan Daniel Zuerner ve İndiana Fayyette bölgesi ticaret odası üyesi Sherry Marie Robrts İstanbul’da programları kapsamında Sanko Holding Yönetim kurulu başkanı Abdulkadir Konukoğlunu  ziyaret ettiler.  Abdulkadir Konukoğlu’nun misafirleriyle birlikte özel bir uçakla Gaziantep’e geçtiler.

Misafirlerine fabrikalarını gezdirdiler, daha sonra holding merkezinde toplantıya başladılar, ana amaçlarının işsizliğe çözüm bulmak, yatırımcı ülkelerine çekmeyi amaçlamışlardır. Amerika’nın mümkün olduğu kadar iç tüketimlerini kendi ülkelerinde üretecek uzakdoğu’dan aldıkları ithal malların ekonomiye zarar verdiğini, insanlarının işsiz kaldığını bunun bir hata olduğunu gördüklerini, dünyadaki belli başlı iş alanlarını dolaşarak  yatırım çekmeyi hedefliyorlar. Bu grubun özellikle tekstil konusu üzerinde çok durduklarına dikkat çekmektedir. Çünkü  tekstil sektörü bir işçi ambarı ve en çok istihdam oluşturan sektör olarak görülmektedir.

Bu sebeple  ABD istihdam oluşturması gerektiğini ilerde insanlarına iş bulmak mecburiyetinde olduklarının farkındadırlar, çünkü 2030 yılında şu andaki mesleklerin %47 si olmayacak o zaman istihdam oluşturmaları gerektirmektedir. Sunulan teklif şu şekildedir, Amerika’da bir milyon metrekare sanayi arsasını veriyorlar, her türlü devletle olan ilişkileri gelen grup tarafından karşılanacak, uzun vadeli uygun faizli  finansman öneriyorlar, özellikle işçi eğitimlerini üstleniyorlar,  üretime başladığında ürettiği malların satamadığı taktirde %50 sini alım garantisi veriyorlar, 20 yıl vergiden muaf tutuyorlar, buda bize gösteriyor ki yatırımlar ne kadar önemli olduğunu gelecekte ülkeler açısından önem taşımaktadır. Sanko bu teklifi incelemiş karşı teklifte bulunmuş, hepsini kabul etmiş ancak bir şart öne sürmüş, kurulacak fabrikanın  imalatının  %50 si kadar miktardaki malları Türkiye’den ithal etme şartını ileri sürmüştür, ABD’den gelen grup ülkelerine dönüp haber vereceklerini söylemişlerdir. ABD’den gelen haber olumsuz olmuştur. İşte bu örnekle yatırım kurumunun önemini açıklamıştır.

             ABD bunları yaparken bizim ülkemizden örnek verelim yatırımcılara nasıl hareket ettiğimizi bir örnekle bizim yatırımcıya nasıl davrandığımızı anlatacağım. Kayseri’de başyazıcı grubuna ait başyazıcıoğlu tekstil aş. Satın alım yapan çin firması texhong satıldı. Firma şangay merkezli tekstilde dünyada ilk sıralarda yer almaktadır. Yıllık cirosu aşağı yukarı 5 milyar dolar ciroya sahip, aynı zamanda çeşitli ülkelerde yatırımları bulunmaktadır. Almış oldukları fabrikayı komple revizyona alarak 1250 kişinin çalışmasına fırsat vermişlerdir. Bunun yanı sıra yeni yatırım istekleri oluşmuş kayseri’yi yöneten kişilerden talepleri olmuştur. Talepleri 500.000 metrekare yatırım alanı talep etmişler. Taleplerine karşılık arsa tahsis edilmesini ancak bu tahsis karşılığında geçerli olan fiyatla satabilecekleri cevabını almışlar bunun üzerine   çok Pahalı olan arsa bedeli yüzünden yatırım proğramından çıkarıyorlar. Ben bu durumu öğrenir öğrenmez Kayseri büyükşehir belediye başkanlığı makamına arkadaşım Ahmet keşoğlu ile birlikte gittik. Başkandan görüşme talep ettik. Genel sekterle görüştük durumu izah ettik fakat hiçbir ilerleme kaydedilmedi. Bu yatırım şehrimize yapılmış olsa 10.000 kişi istihdam edilecek şehrimizin bakış açıları değişecek yatırım ortamı gelişecek memleketimize bir eser kazandırılması sağlanacaktı. ABD’li başkanların uğraşmasına bakın birde ayağımıza kadar gelen fırsatı nasıl yittiğimizi göstermektedir. Onun için bir an önce yukarda bahsettiğimiz yatırım kurulunun kurulmasını sağlamamız gerekmektedir.

İbrahim Yemlihalıoğlu

YORUMLAR

Bir Cevap Yazın

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.