DOLAR 7,5358
EURO 9,0249
ALTIN 411,42
BIST 1.542
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kayseri 10°C
Sisli
Kayseri
10°C
Sisli
Sal 14°C
Çar 15°C
Per 15°C
Cum 9°C

Verimlilik

10.01.2021
211.846
A+
A-

Her hangi bir yönetim, ister bir ülkenin, ister bir şirketin yönetimi olsun eğer elde ettiği sonuçlar açısından birbirlerine açık seçik hesap vermek zorunda değilse performansı düşmekte, kötüleştirmektedir. Bunun için ister sivil toplum kuruluşlarını yönetenler, ister şirket yönetenleri her zaman birbirlerine hesap vermek zorunda olduklarını hissetmeleri gereklidir. Bunları yapmadılar mı? Kendi sonlarını hazırlamış olacaklar. O zaman herkes bulunduğu mevkide her an şeffaf yönetimle hesap verme durumunda olduğunu kabullenmek zorundadırlar. Eğer işçilerimizin verimi düşük bir ekonomi içindeki normunun üzerinde bir ücret ödemeye çalışırsa, bu sefer enflasyon herkesin reel gelirini erozyona uğratır. Bu yüzden insanların tümü yaptığı işten dolayı hesap vermek zorunda olduğunu hissetmek zorunda, verimliliğini yükseltmek zorunda kalacaktır. İnsanlarımız kendine şu soruyu sormalıdır. “bu işten beklenen faydayı sağlaya bildim mi?” verimlilik normuna göre sormamız gerekir. Sonuçlar belirlemeden verime ulaşmak mümkün değildir.

Performansı önce tanımlamamız gereklidir. Uygun iş akışını saptamak, doğru ekibi kurmak, konsantrasyonu işe ve başarıya yöneltmek, bilgi ve hizmet işlerindeki verimin ön şartlarıdır. Tek tek işleri ve görevleri daha verimli kılma çabaları, ancak bunları yaptıktan sonra başlayabilir. Bu açıklamalar bir örnekle açıklayabiliriz, bir başkomutanın askerlere yeni silahlardan hangisini kullanmayı tercih edecekleri konusunda danışmayı ilk defa ikinci dünya savaşının sonunda akla gelmiştir. 19. Yüz yılda uzmanların bütün cevapları bildiğine inanılırdı. Artık biliyoruz ki işi fiilen yapan insanlar o konuda herkesten daha çok şey bilmektedir. Belki bu bilgileri yorumlamasını bilmezler. Ama neyin işe yarayıp, neyin yaramadığını bilirler. İkinci dünya savaşında almanlar askerlerin sözlerine bakmamış üst düzey komutanlarının belirlemeyi tercih etmişlerdir. Amerikalılar askerlerin kullanacağı silahları ve hücum şeklini askerlere bırakarak başarı sağlamışlardır. Bu da göstermektedir ki ortak akılı kullanılarak başarı sağlamayı öğrenmeyi becermemiz gereklidir. Çünkü yukardan yapılan emirler ancak sonuçları alt kısımlara anlatmak ve onların planlara, kullanacakları araçları belirlemeleri gerekmekte sorumluluklarını idrak etmeleridir. Bütün işlerde verimlilik işe ve kuruluşa sürekli öğrenme sürecini katmamız gerekmektedir. Bilgi zaten sürekli öğrenmeyi şart koşar. Çünkü bilginin kendisi sürekli olarak değişmektedir. İnsanların nasıl verimli olacağını öğrenmesinin en iyi yolu da öğrenmektir. Gelecekteki toplumların ihtiyaç duyduğu verimin iyileştirmesine ulaşabilmek için kuruluşların öğrenen ve öğreten bir kuruluş haline gelmesi gerekmektedir.

Bizim amacımız insanları sorumlu kılmak olmalıdır. Soracağımız soru “senin ne yetkilerin olmalı?” sorusudur. Bilgiye dayalı kuruluşta yönetim işi herkesi yönetici yapmak değildir. Herkesi katılımcı yapmak olmalıdır.

Bilgiyi daha verimli kılmak, eldeki bilgilere son derece net biçimde odaklanmayı gerektirmektedir. Ayrıca bilgiler de konsantre olmak zorundadır. İster bir kişi, ister ekip tarafından uygulanıyor olsun, bilgi çabaları her zaman bir amaç ve bir organizasyon gerektirir. Birden bire ilham gelmesiyle, bir ampul yanmasıyla ilgisi yoktur. Çalışmakla mümkündür. Bilgiyi verimli kılmanın gerektiği son şartta zaman yönetimidir.

Yüksek bilgi verimi ister iyileştirmeler yoluyla, ister uygulama yada yenilikler yoluyla olsun, çok uzun bir sindirme süresinin sonucunda gelir. Bilgiyi verimli kılabilmek için bizim hem ormanı hem de ağaçları görebilmemiz gerekir. İlinti kurmayı öğrenmek zorundayız. Bilginin verimi o bir ülkenin, bir sanayinin bir şirketin rekabet edebilirlik durumu açısından giderek en önemli faktör durumuna gelecektir. Bilgi söz konusu olduğunda, hiçbir ülkenin, sanayinin, şirketin “doğal” avantajı yada dezavantajı yoktur. Sahip olabileceği tek avantaj evrensel olarak var olan herkesin ulaşabileceği bilgilerden ne kadarını alabileceğine dayalıdır. Gerek ulusal, gerek uluslar arası ekonomide önemi giderek artacak olan tek şey de, yönetimin bilgiyi verimli kılma yolundaki performansı olacaktır.

İbrahim Yemlihalıoğlu

YAZARIN EKLEMİŞ OLDUĞU YAZILAR
6 Mart 2021
20 Şubat 2021
6 Şubat 2021
9 Ocak 2021
YORUMLAR

Bir Cevap Yazın

  1. Avatar Mehmet Cengiz Topal dedi ki:

    Çok Güzel Bir Yazı

  2. Avatar Sinem Özyılmaz dedi ki:

    Ben Haberleri Buradan Okuyorum İbrahim Abime Sevgiler