Dolar 15,9642
Euro 16,8595
Altın 939,43
BİST 2.393,61
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kayseri 15°C
Açık
Kayseri
15°C
Açık
Cum 21°C
Cts 23°C
Paz 17°C
Pts 15°C
https://www.habererciyes.com/wp-content/uploads/2021/09/WhatsApp-Image-2021-09-29-at-13.00.43.jpeg

VATANIMIZ GENE Mİ ELDEN GİDİYOR? – 2

A+
A-
15.08.2021
4.312
ABONE OL

Naci abinin bu gerçek ve yaşanmış hikayesi bütün insanlarımıza ve özellikle gençlerimize örnek olmalı. İnsanlarımız “Vatan elden gidiyor!” diye bağıran herkesin peşine düşmekten vaz geçmeli. Çünkü bu şekilde seslenen kişilerin büyük çoğunluğu vatan de millet sevdalısı değil, tam tersine bizi yok etmek isteyenlerin ta kendileridir.Bütün siyasi partilerin “Gençlik kolları” adı altında, gençlerimizin ömrünü heba eden örgütlenmeleri vardır. Bu örgütler, her mahallede ve her okulda, hatta her sınıfta temsilciler bulup kendilerine “Dava” diye öğrettikleri, insanların ömrünü tüketen, ham hayaller ve ideallerle onları mahvederler. Bir gün, bir haber gelir, “Falan yerde, şöyle bir hareket ve eylemimiz var” diye, gençler okullarını ve işlerini bırakıp oraya koşarlar. Maksatları “Elden giden vatanlarını” kurtarmaktır. Oysa vatana en güzel hizmeti okuyarak veya çalışarak yapacaklardır.Bugünlerde yine birileri tarafından kimi 3-5 sene önce çekilmiş, kimi fotomontajlarla oluşturulmuş çok sayıda sahte resim, video ve haberlerle gençlerimiz sokaklara çağrılıyor ve kimi Suriyeli, kimi Afgan, Kimi İranlı, kimi Pakistanlı olan mülteciler tarafından ele geçirilmeye(!) çalışılan vatanımızı kurtarmak için savaşmaya davet ediliyor.İşte, bu yazımın ilk başına yerleştirdiğim âyet-i kerîme, tam da bu durumu anlatıyor. O âyette sadece “Fakirlik” geçiyor diye olayı yanlış anlamayalım. Oradaki şeytanı da sadece gözle görülmeyen de elle tutulmayan rûhânî bir varlık olarak görmeyelim. O şeytan, çeşitli iletişim araçlarını kullanarak insana geleceğinin tamamının tehlike altında olduğunu ve bunu önlemek için diğer insanlarla savaşıp elindekini kaybetmemesini fısıldayıp kendi atını rahatlıkla oynatmak isteyen her kişidir.Ankara Altındağ’daki olaylar, eğer devletimiz tarafından bastırılmasa ve kontrol altına alınmasa idi, sonuçta ortaya telafisi mümkün olmayan büyük yanlışlıklar çıkacaktı. Tıpkı Naci abimin gerçek hayat hikayesinde olduğu gibi…Peki insanlar vatanları için hiç bir şey yapmamalı ve sadece asker ve polisin halletmesini mi beklemeli? Ya 15 Temmuz’da olduğu gibi, asker ve polis de vatanı savunmak yerine hainlerle birlikte hareket ederse halk hiç mi işe karışmamalı ve müdahale etmemeli?Elbette halkın bizzat işin içine girmesi gereken durumlar da olur. Ancak bu, her zaman ve her çağrıda olmaz. Halkı yöneten ve idare eden, halk üzerinde tasarruf yetkisine sahip meşru devlet yetkilileri böyle bir durumda çağrı yaparsa halk da onların çağrısına icabet eder ve canını ortaya koyarak vatanını savunur. Tıpkı 15 Temmuz’da olduğu gibi…Hatta bazen öyle bir durum olur ki devletin yönetiminde bulunan dâhilî ve hâricî bedhahlar, içinde bulundukları gaflet ve dalalet, hatta hıyanet nedeniyle vatanı bizzat tehlikeye atmış olabilirler. İşte bu durumda, vatanı böylelerinden de kurtarmak ve bu harekette halka önderlik etmek için doğal olarak ortaya çıkan liderin peşine takılarak yine vatanı kurtarmak gerekir. Tıpkı ulusal kurtuluş mücadelemizde olduğu gibi…Fakat hiç kimse kusura bakmasın, bunların dışında demokratik olmayan yöntemlerle bu iş olmaz, olsa bile istenen sonuç elde edilmez.Demokratik ortamlarda halk, beğenmediği icraatlar karşısında meydanlara çıkıp protesto gösterileri düzenleyerek tepkisini gösterme hakkına sahiptir. Fakat bu hakkını yerine getirirken polis veya askere saldırma, onların da kendilerine saldırması için tahrik ederek olayları şiddet ve kan dökmeye dönüştürme hak ve selâhiyeti yoktur.Ülkemize dışardan gelen düzenli veya düzensiz göçmenleri ve onların ülkemizde yaptığı hoş olmayan, asla tasvip edilmeyecek davranışlarına karşı, onları istemeyen halkımızın da bu tepkilerini gösteri yaparak devlet yöneticilerine bildirmesi gayet doğal bir durumdur. Ama devletin ve bu konudaki uluslararası hukukun söylemlerini bir kenara bırakarak insanların evlerini basıp, onlara şiddet uygulayarak ülkeden atmaya çalışmaları asla kabul edilecek bir durum değildir.Mültecileri istemeyen kişiler, şu andaki yöneticilerin bunu yapmadığını gördüklerinde başka bir demokratik haklarını kullanabilirler. O da başa geldiklerinde bütün mültecileri ülkeden gönderecekleri sözünü veren siyâsî partileri ve onların başkanlarını destekleyip onların iktidara gelmesini sağlamaktır. Böylece istek ve arzularına şiddete başvurmadan ve kan dökmeden ulaşabilirler.Unutmayalım ki demokrasi, insanlık tarihinde bizzat insanlar tarafından şu ana kadar bulunan en iyi ve en mükemmel yönetim şeklidir. Daha iyisini bulana kadar hepimizin buna sahip çıkması ve elden kaybetmemesi gerekiyor.Kusura bakmayın, yine uzun bir yazı oldu ve bu yüzden ikiye bölmek zorunda kaldım. Ama böylesine önemli bir konu, kısa ve açıklamaya ihtiyaç duyacak bir yazı ile anlatılamazdı. Hakkınızı helâl edin.Rıza Bozdağ13 Ağustos 2021 CumaKayseri

38Hüseyin Türkmen, Harun Göztaş ve 36 diğer kişi5 Yorum1 PaylaşımBeğenYorum YapPaylaş

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.