Dolar 16,3860
Euro 17,6179
Altın 972,71
BİST 2.423,36
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kayseri 25°C
Parçalı Bulutlu
Kayseri
25°C
Parçalı Bulutlu
Cum 24°C
Cts 25°C
Paz 26°C
Pts 24°C
https://www.habererciyes.com/wp-content/uploads/2021/09/WhatsApp-Image-2021-09-29-at-13.00.43.jpeg

ŞERÎATÇİLERİN GÖZÜ AYDIN!

A+
A-
16.08.2021
5.488
ABONE OL

Evet, şerîatçilerin gerçekten gözü aydın olsun!Sonunda özlemini çektikleri, hayallerini kurup rüyasını gördükleri şerîat devletini kuracak olan Taliban, zafere ulaştı.Gelen haberlere göre, şerîatçi Taliban, Afganistan’da bütün vilayetleri ele geçirdikten sonra Kabil’e gelip dayanmış. Ayrıca ülkeyi terketmek isteyenlere dokunulmayacağını duyurmuş. Bu duyuru, aynı zamanda, ülkeye gitmek isteyen şerîat sevdalılarının da rahatlıkla girebileceği anlamına geliyor olmalı…O halde laik, demokrat, sosyal ve hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti başta olmak üzere, vatandaşı olduğu ülkeyi, şerîat ile yönetilmediği gerekçesiyle beğenmeyen ve özlemle şerîat ülkesi arzulayarak her yere “Huzur İslâm’da” yazıları asan şerîatçi kardeşlerimizin özledikleri huzura kavuşabilmeleri için bir an önce Afganistan’a hicret etmelerini bekliyoruz.Hem oraya gittiklerinde, şerîat ile yönetilmediği için;Müslümanların Türkiye Cumhuriyeti devleti tarafından ne büyük baskı ve zulümlere maruz bırakıldıklarını, namazlarını rahatlıkla kılamadıklarını, oruçlarını rahatlıkla tutamadıklarını, artık Arabistan’ın bile Türkiye’den hacı kabul etmediğini, kurbanlarını kesme konusunda çok büyük zorluklar yaşadıklarını, hele hele zekat, sadaka ve infak ibadetlerini icra etmek konusunda kendilerine ne büyük zorluklar çıkarıldığını, Müslümanlara hayır ve hasenat işlerinde yardımcı olmak maksadıyla kurmak istedikleri vakıfların kötü amaçlar ve zimmete mal geçirme maksatlı kullanıldığı gerekçesi ile açılmasına izin verilmediğini, açılanların da kısa bir süre sonra aynı gerekçe ile kapatıldığını, Türkiye’de namaz kılmayanların hapsedilmediğini ya da, öldürülmediğini, hırsızların ellerinin kesilmediğini, zina edenlerin taşlanarak öldürülmediklerini, faiz yiyenlerin Allah ve Rasûlü’ne savaş açmış kabul edilmedikleri için öldürülemediklerini, canı isteyen herkesin deist, ateist ya da agnostik olduğunu rahat bir şekilde söyler olduğunu, kadınların burka giymedikleri gibi sokaklarda istedikleri şekilde dolaştığını, hatta, marketlere ve avmlere giderek çok rahat bir şekilde alışveriş yaptıklarını, kadınların artık 90 km’den uzak yerlere, yanlarında bir erkek mahremi olmadan tek başlarına yolculuk yaptıklarını, bütün bunlar yetmezmiş gibi kadınların bir de ilkokuldan sonra orta ve yükseköğretime geçtiklerini, dahası her türlü iş alanında çalışmaya başladıklarını, artık çalışan ve iş kadını olan çok sayıda kadının ortalıkta arz u endâm ettiğini, oysa kendilerinin kadınların rahat etmesi ve gönül huzuru içinde gezmesi için yer altında tüneller açıp oralarda dolaştırmak istediklerini fakat laik devletin buna müsaade etmediğini, “İslâm’ın kızlarının” bacaklarını teşhir ederek voleybol oynadıklarını ve gözlerini haramdan korumak isteyen Müslüman erkekleri tahrik ettiklerini, ahlaksızlığın diz boyu olduğunu, çıplaklığın başını alıp gittiğini, bikinili kadınlarla aynı plajda kumlara uzanarak güneşlenmek ve denize girmek zorunda kaldıklarını, bu yüzden “Çok büyük sünnet” olan yüzme sünnetini rahat bir şekilde icra edemediklerini, bazı plajlarda namaz kılmak için bir mescid bile bulamadıklarını, televizyon kanallarının fuhuş reklamı yaptığını ama çaresizlikten dolayı Müslümanların kendi televizyon kanallarını kurmaktan da aciz duruma düştüklerini, laik sistemin tek eşliliği esas aldığını ve çok eşliliğe asla izin vermediğini, bu yüzden birden fazla kadınlarla evlenemediklerini, kendi kızlarını ise çok istedikleri halde 85 yaşındaki muttaki bir Müslümanın dördüncü karısı yapamadıkları için ne kadar üzülüp hayıflandıklarını, masum tarîkat şeyhlerinin “unutulan sünnetleri” ihyâ etmek maksadıyla 12 yaşındaki kızları taht-ı nikâhlarına almak istedikleri için zindanlara tıkıldıklarını, bu laik yönetimin kendi eğitim sistemini Müslümanlara zorla dayattığını, öğrencilerin ders esnasında başlarına takke giydirilmesinin yasak olmasından dolayı, bilgilerin kafalarından uçup gittiğini, her tarafta Atatürk’ün putları olduğu için memleketin bereketinin kesildiğini, Müslüman işverenlerin işçilerine yüksek ücret ödemek istediğini ama zalim Türkiye Cumhuriyeti devletinin buna mani olarak işçileri asgarî ücrete mahkûm ettiğini, Türkiye’de adaletsizliğin, açlığın, sefaletin, işsizliğin had safhada olduğunu, ekmeğin aslanın midesinde olmasından dolayı yaşam standartlarının düşük ve hayatta kalmanın zor olduğunu, devlet dairesinde oturduğu yerde ayağını uzatarak çalışmak ve rızkını helal yoldan kazanmak isteyen ama bir türlü böyle bir iş bulamayan gençlerin BİM, A101 ve ŞOK gibi marketlerde çalışmak zorunda kalıp sonra istedikleri iş imkanını bulunca hemen oraya geçtiklerini, hele hele Müslümanın dünya saadetinin gereklerinden olan mütevazi ama geniş ve bol ev-bark ile son model araba sahibi olmasının ne kadar imkânsız hale getirildiğini, yine şu laik rejimin, Müslümanların saray yavrusu villalarına ruhsat, elektrik, su ve doğalgaz vermemek suretiyle onlara çok büyük sıkıntılar çıkarttığı, hastanelerin perişan bir durumda olduğunu, ultrason, tomografi, röntgen, MR çektirmek veya ameliyat olmak isteyen hastaların günlerce, hatta aylarca sıra beklemek zorunda kaldıklarını, yapılan bölünmüş yolların rahat olmasına rağmen bakımı yapılmadığı için lüks arabalarının sık sık arızalandığını, hâsıl-ı kelam, Türkiye’de kıyâmetin küçük alâmetlerinin hepsinin zuhur edip yaşandığını vs vs vs…Bunların hepsini ve daha aklıma gelmediği için buraya alamadığım çok sayıdaki zulüm, eziyet, haksızlık ve olumsuzlukları, yeni bir şerîat devleti olan Afganistan’a hicret ettiklerinde Afganistan’dan kaçıp ülkemize sığınmak isteyen Afganlılara söylerler de hiç olmazsa o zavallı mazlumların buraya gelerek aynı zulümlere maruz kalmalarını engellerler.Çok muhterem şerîatçi Müslüman kardeşlerimizden, bir an önce, şerîatçi Taliban örgütü tarafından tamamen ele geçirilen Afganistan’a hicret ederek bütün bunları oradaki insanlara anlatmalarını ve onların Allah tarafından ne büyük bir lütuf ve ihsana layık kılındıklarını, bu nimeti ellerinin tersi ile itmek suretiyle küfrân-ı nimet etmemelerini, Allah’ın kendileri için takdir ettiği bu ilâhî kadere razı olmalarını, İslâm düşmanlarına şerîat ve Müslümanlar aleyhine fırsat vermemeleri gerektiğini onlara anlatarak, oradaki huzuru asla Türkiye ya da Avrupa’nın başka bir ülkesinde elde edemeyeceklerine ikna etmelerini bekliyorum.Hem oraya vardıklarında Taliban tarafından “Halife” ilan edilecek olan kişiye bîat ederek “Câhiliyye ölümü” üzere ölmekten de kurtulmuş olurlar. Gerçi, Taliban’ın seçeceği halife Kureyş’ten olmayacaktır ama olsun, Osmanoğulları da Kureyş’ten değildi. Onlar bal gibi halifelik yaptılarsa Kureyş’ten olmayan başkaları da olabilir. O yüzden büyütülecek bir sorun olacağını sanmıyorum.Daha önce şerîat konusunda farklı düşündüğüm için kendileri ile büyük münakâşalar yaşadığım ve bu yüzden bir çoğu tarafından tekfir edildiğim, hakaret ve küfürlerine maruz kaldığım şerîatçilerden bu kadarını beklemek hakkımdır diye düşünüyorum.İnşâallah davalarında dürüst ve samimi çıkarlar da Afganistan’a hicret ederek Allah Rasûlü’nün unutulan en büyük sünnetini ihyâ ederler.Rıza Bozdağ15 Ağustos 2021 PazarKayseri

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.