Dolar 13,4232
Euro 15,2369
Altın 792,63
BİST 1.999,43
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kayseri 4°C
Çok Bulutlu
Kayseri
4°C
Çok Bulutlu
Cts -1°C
Paz -5°C
Pts -4°C
Sal -6°C
https://www.habererciyes.com/wp-content/uploads/2021/09/WhatsApp-Image-2021-09-29-at-13.00.43.jpeg

OYUNU BOZABİLMENİN YOLU, ONU ANLAMAKLA BAŞLAR

OYUNU BOZABİLMENİN YOLU, ONU ANLAMAKLA BAŞLAR
A+
A-
25.12.2021
8.036
ABONE OL

“ insanların bizim bankacılık ve para sistemimizi anlamaması yeterli. Çünkü anlasaydılar, yarın sabaha kadar bir devrim olacağına inanıyorum.” Henry Ford

                        Yazıma başlarken bugünlerde döviz hareketleri yüzünden merkez bankasının  görünümünü dikkat çekmektedir. Sorunu çözebilmenin yolu ancak teşhisi iyi yapmakla başlamaktadır. Teşhis konulduktan sonra doğru çözüm bulunması mümkündür.  Zor gibi görünen zorluklar, aslında daha önce yapamadığımız kolaylıkların toplamıdır. Bugünkü sistemi anlamaya çalışırken temelini neler oluşturuyor, bunların bilinmesi gerekir. Sefalet, şiddet, zulüm, saldırganlık, rekabetçilik, kölelik, hırçınlık, gerçeklikten uzak algı, dolandırıcılık gibi temeller üzerine bugünkü yaşadığımız parasal sistemin temelini oluşturmaktadırlar. İçinde yaşadığımız toplumlar çeşitli kurumlardan oluşmakta, yaşamımızda algılarımız üzerinde etki yapmaktadır. Bu kurumlar devlet yönetiminde bulunan siyasal, hukuksal, dini , ailevi , sosyal gibi kurumlar teşkil etmekte bu kurumların en ilginci parasal kurumlardır. Bu kurum aslında sorgulanmayan hatta sorgulanmaktan kaçınılan, insanların sanki dini özellikteki bir konu gibi önem verdikleri ama hiç sorgulama ihtiyacı duymadıkları  bir konu olarak nitelendirmek deyim. İşin aslı para bir algı operasyonundan başka  bir şey değildir.  Parasal sistem hatta bir din gibi görülmektedir. Aslında din Arapçada borç anlamına gelmektedir.  İnsanlar parasal sistemi kutsallaştırdıklarından dolayı eleştiremiyorlar. İnsanlar dünyada yaşam sebebi olarak para merkezli yaşıyorlar. Dünyada niçin yaşadığını, geliş sebebini unutmuş, yaşamın gerçek manasından habersiz, olmayan para sistemi için yaşamı tercih eden insanlar topluluğu haline gelmiştir. Bu insanların ihtiyacı olan sevgi,  mutluluk, insanca yaşamak, yardımlaşma duygusunu, dünyada niçin yaşadığını, yaşamının amacını unutturmuştur.   İnsanlar anlamamak için korkularına sığınıyorlar. Zengin olmak isteyenler paraya köle olurlar. Bu sistem bizi bizden iyi tanıyor ve ona göre hareket ediyor.

                   BARA İLE İNSAN İLİŞKİSİ AYNEN ŞÖYLEDİR; İNSAN PARANIN SAHNESİNİ YAPAR, PARADA İNSANIN (GOETHE)

                   Ekonominin nasıl çalıştığını anlamak için para kavramını iyi anlamamız gerekiyor. Kitabi anlamda paranın üç özelliği olması gerekiyor: Birikim aracı olması, değişim aracı olarak kabul görmesi ve ölçü birimi olması. Peki, para gerçekte neyi ölçüyor? Para işgücünün ve malın değerini ölçüyor. Mal dediğimiz ise doğada ya da evlerimizde kullanıma hazır olarak beliren bir şey değil. Er ya da geç bir insan tarafından işlemden geçirilmesi gerekiyor. Pınardan akan su, toprakta biten tahıl, yerin altında ya da üstünde dağınık bir şekilde bekleyen maden malın orjinal, el değmemiş halleri. Bunların ekonomiye kazandırılıp nüfus tarafından paylaşılması ve tüketilmesi için emek gerekiyor. Yani pınardan akan suyu içince para ödemiyoruz. O suyu birisi şişeleyip evinize kadar getirdiğinde para ödüyoruz. Yani aslında parayı o insanın emeğine ödüyoruz. Yiyecek ve maden için de aynı hikaye geçerli. Bir kaç küçük istisna dışında bütün malların ve değerlerin kökeni de bu üçü olduğuna göre, paranın sadece ve sadece emeği ölçtüğünü söyleyebiliriz. Peki, bu emeğin gerçekleşmiş olması gerekir mi? Günümüzde gerekmez. Bankadan aldığınız krediye karşılık gelen emek(sizinki) henüz gerçekleşmemiştir. Yani aslında para, karşılığı emekle ödenen “hak ediş”tir. Cisim olarak ise para herhangi bir şey olabilir. Cebimizde dolaştırdığımız kağıtlara para diyoruz. Peki, bu kağıtlar neyi temsil ediyor? Kağıt paranın ortaya çıkışı çok kısaca şöyledir: Önceleri altın ve gümüş sikkeler paranın kendisi idi. Altın ve gümüş sikkeleri biriken, taşımak ya da korumak zor olduğu için endişelenen insanlar için Avrupa’da bazı kuyumcular saklama hizmeti  vermeye başladı. Altınını kuyumcuya teslim ediyor, karşılığında teslim ettiğinizin kanıtı olan bir sertifika alıyordunuz. Zamanla bu sertifikalar yaygınlaştı, altın yerine kullanılmaya başlandı. Bu durum yaygınlaşınca çok başlılığı ortadan kaldırmak için bu kağıt sertifikaları(banknot) her bağımsız ülkede tek bir kurum basmaya başladı. Yani paranın “altın karşılığı” olması, paranızı basan kurumun(örneğin merkez bankası) kasasında paranıza karşılık size teslim edebileceği altının olması anlamına gelir. Yakın geçmişe kadar dünyada ve ülkemizde durum böyleydi. Yani sözgelimi (1 gram altın)=(3 dolar)=(5 lira)=(7 dinar) gibi herkesin bildiği bir denklem vardı. Bu hiç değişmezdi. Bugün ise dünyanın hemen hiçbir ülkesinde paranın altın karşılığı yoktur. Bunun nedenlerini daha sonraki yazılarımda anlatacağım. Dolayısıyla denklem her gün, hatta her saat değişmektedir. Peki, o zaman paranın temsil ettiği değer nedir? Sözgelimi 1 doların temsil ettiği değer, insanların nazarında 1 dolar ne ediyorsa odur. Bir somun ekmeğin 1 dolar olduğunu herkes kabul ettiği için 1 dolardır. Piyasadaki dolarlara kıyasla ekmek sayısı değişmezse doların değeri değişmez. Ama ekmek

sayısına göre giderek daha fazla dolar dolaşımda ise ekmeğin fiyatı artar, doların değeri düşer. Bu da enflasyondur. Piyasadaki para miktarını sürekli artırırsanız 1 birim paranın temsil ettiği değer sürekli düşecektir. Değer için alt limit yoktur. Yani limit sıfırdır. Kaynaklar bize şimdiye kadar 3800 farklı para biriminin alt limitine ulaştığını, yani işlevsiz hale gelip tedavülden kaldırıldığını söylüyor. Aslında enflasyonun sıfırdan büyük olduğu her ortamda para, yukarıda bahsettiğim üç işlevden birincisini, yani birikim aracı özelliğini kaybetmiş oluyor. Bu durumda “yatırım aracı” dediğimiz kavram ortaya çıkmak zorunda kalıyor. Çok değil, yüz yıl önce böyle bir kavram yoktu. Çünkü yatağın altına sıkıştırdığınız parayı torunlarınıza bıraka biliyordunuz. Bugün paramızı elimizde tutamayız. Harcamak ya da gerçek değer ifade eden bir şeylerle değiştirmek zorundayız. Çünkü enflasyon her yerde. Yani bugün dünya üzerindeki hiçbir para birimi, paranın birinci özelliğine, birikim aracı olması özelliğine sahip değil.  

                     PARANIN NASIL OLUŞTURULDUĞUNA ANLAMAMIZ GEREKMEKTEDİR. OYUN KİM OLDUĞUMUZUN KEŞFİNDEN İBARETTİR.  İNSANLARIN ZİHİNLERİNE RADİKAL FİKİRLERİN YERLEŞTİRİLMESİ ,  YAŞANAN KRİZLERLE BİLİNÇALTIMIZA,   BU ALGIYI YERLEŞTİRMEK İSTEMEKTEDİRLER.  KRİZLER PARA SİSTEMİNİN TEMELİNİ OLUŞTURMAKTA, İNSANLARIN GÖZLERİNİN GERÇEKLERİN FARKINA VARMASINI VE KENDİLERİNE GELMELERİNİ ENGELLEMEKTEDİR.  MERKEZ BANKALARININ KURULUŞ AMACI ASLINDA BANKALARIN SINIRSIZ KREDİ KULLANMALARINI  SAĞLAYAN KURULUŞLARDIR.PARA DEVLETLERİN  ÜRETMEK İSTEDİKLERİ PARANIN MİKTARI KADAR BORÇ SENEDİNİ MERKEZ BANKALARINA  VERMELERİ İLE BAŞLAR. BUNA ÖRNEK OLARAK ÜRETMEK İSTEDİĞİ  BİR MİLYAR TL DİYELİM. BİR MİLYARLIK SENEDİ  HÜKÜMETLER MERKEZ BANKASINA GÖNDERİR. BU İŞLEME TAHVİL İHRACI ADINI VERMEKTEDİRLER. BEN HALKIMIZIN ANLAYACAĞI DİLDE İFADE ETMEKLE, ANLAŞILMASININ İMKANSIZ OLAN,  İKTİSADİ TERİMLERİ KULLANMAKTAN KAÇINMAK İSTİYORUM.  MERKEZ BANKALARINDAN HÜKÜMET TARAFINDAN GÖNDERİLEN SENEDİN KARŞILIĞI OLAN BİR MİLYAR TL Yİ  BANKALAR DIŞINA GÖNDERMESİ KABUL EDİLMEMEKTEDİR. BANKALAR  HESAPLARINA DİJİTAL OLARAK GEÇEN YENİ ÜRETİLMİŞ PARAYI İSTEDİKLERİ KİŞİLERE VE KURUMLARA KREDİ KULLANDIRMA İMKANINA SAHİP OLMAKTADIRLAR. BU ARADA GEÇERKEN  MERKEZ BANKALARININ UYGULADIKLAR FAİZ ORANINA POLİTİKA FAİZİ İFADESİNİ KULLANIRLAR. BU ÜLKEMİZDE TARTIŞILAN 14 DE İNDİRİLMİŞ OLAN POLİTİKA FAİZİ İŞTE BUDUR.

   BANKALAR ALDIKLARI YANİ HESAPLARINA GEÇEN BU PARAYI KREDİ OLARAK PİYASAYA SÜRERLER, DEVLETTE MESELA İHTİYACI OLAN PARAYI KREDİ KULLANARAK , ÖRNEĞİN 10 YILLIK BORÇLANMA FAİZİ 23.39 OLARAK BORÇLANMAKTIR. PARANIN İLK ORTAYA ÇIKIŞI BİLE FAİZLE BAŞLAMAKTA BU İSE KISIR DÖNGÜ OLARAK ÇIĞ GİBİ BORÇLANMAYI BÜYÜTMEYE DEVAM ETMEKTE, BU SİSTEM SÜRDÜRÜLEBİLİR BİR SİSTEM OLARAK GÖRÜLMEMEKTE, BİR GÜN PATLAMAK MECBURİYETİNDE, YAKIN BİR GELECEKTE BUNA ŞAHİT OLACAĞIZ. DAHA BUNUNLA BİTMEDİ BU BİR MİLYAR TL Yİ KISMI REZERV GEREĞİ MERKEZ BANKASINA  BANKALAR TARAFINDAN YATIYOR BUNUN KARŞILIĞINDA 20 MİLYAR TL KREDİ KULLANDIRMA HAKKINA SAHİP OLUYORLAR.  20 MİLYAR KREDİ KULLANDIRIRKEN TABİÎ Kİ FAİZİ BU ORANI 20 MİLYAR ÜZERİNDEN FAİZ UYGULAMAKTADIRLAR . FAKAT MERKEZ BANKASINA  BİR MİLYAR ÜZERİNDEN FAİZ ÖDEMEKTEDİRLER. BASILMIŞ PARA MİKTARI ŞU ANDAKİ DOLAŞIMDAKİ PARANIN 3 Ü KADARDIR. ANCAK DİJİTAL PARA 97 SİNİ OLUŞTURMAKTADIR. KISMI PARA SİSTEMİ İNSANLARIMIZI DOLANDIRMAKTAN BAŞKA BİR ŞEY OLARAK GÖRMEKTEYİM. BU SİSTEM BİR SAADET ZİNCİRİNDEN BAŞKA BİR ŞEY DEĞİLDİR. BU DÜNYADA UYGULANMAKTA OLAN KISMI REZERV  SİSTEM YAKIN BİR GELECEKTE TAMAMEN YIKILACAKTIR. BUNUN GÖSTERGESİ 2008 YILINDA YAŞANAN KRİZ ANINDA BATMAKTA OLAN BANKACILIK SİSTEMİNE 796 MİLYAR DOLAR PARA AKTARIMI İLE KURTARILMIŞ GİBİ GÖZÜKSE DE BATMALARININ ERTELENMESİ SAĞLAMIŞTIR. BU İSE YAKIN BİR GELECEKTE BÜYÜK BİR FİNANSAL BUHRANA DÖNÜŞECEĞİNİ ÖN GÖRMEKTEYİM. BU SİSTEM ÇÖKMEDEN ÖNCE TEDBİRLERİMİZİN BİR AN EVVEL ALINMASI GEREKMEKTEDİR. AŞAĞIDA BENCE YAPILMASI GEREKENLERİ AŞAĞIDA MADDELER HALİNDE BELİRTECEĞİM.

1-merkez bankasının tıpkı Amerika merkez bankası gibi 1933 yılında ABD hükümetinin  çıkarmış oldukları kanunla şirketlere ortak olabilmesi ve direkt kredi vermesi sağlanmalıdır.

2-dijital para sistemi kurulup, kısmı rezerv yerine birebir kredi  sistemi kurularak, yani bankaların boştan yere para oluşturmalarının önüne geçilmesini sağlamak. Böylelikle devlet borçlarımızın beş ila altı yılda tamamen bitebileceği inancındayım.

3-Bankacılık sisteminde köklü değişikliğe gidilmesini sağlamak, kredi verme koşullarını yeniden belirlemek olmalıdır. Örnek bugünkü sistemde kredinin tasarrufu tamamen kredi kullanıcısına bırakılmaktadır. Bu  kredinin verimli olarak kullanılmasının önündeki engeldir. Kredi kullandırılırken paranın tamamen kullanıcının hesabına geçilmesini ve hesabın bloke edilmesini sağlayarak, kredi kullanım amacına uygun bir şekilde blokenin çözülmesini sağlamalıyız. Bunu bir örnekle açıklarsak, yatırım yapacak bir kişi projesini bankaya sunuyor. Banka bu projenin değerlendirmeye alıyor. Daha önceki yazılarımda bahsetmiş olduğum yatırım koordinasyon  kurulu kurulması ve bu kurulca hazırlanan rapor dikkate alınmalıdır. Bu kurulun görevi yatırımın başından sonuna kadar takip etmesidir.  Bankanın bloke edilmiş kredinin hakediş sistemiyle ödenmesi sağlanmalıdır. Hakedişlerin imzalanması şu şartlarda olmalıdır.  Yatırım kurulu, banka ekspertizleri, sanayi odası bilirkişileri, yeminli mali müşavir ve iş veren imzalarıyla ortaklaşa serbest bırakılmalıdır. Ayrıca başlangıçta yatırımın zamanı ve eylem planları hazırlanmalı projenin zamanında bitirilmesi sağlanmalıdır. Zamana ve eylem planına uygun hareket etmeyen durumlar karşısında yaptırımlar uygulanmalıdır. yani bankaların gerçek görevlerine dönmelerini sağlamış oluruz.

                        ‘’ Eğer para bağımsızlık umudunuzsa, ona asla sahip olamazsınız. Bu dünyada bir insanın sahip olacağı tek gerçek güvenlik, bilgi, deneyim ve yetenek rezervidir.’’ Henry Ford

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.