Dolar 9,2934
Euro 10,8291
Altın 531,11
BİST 1.426
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kayseri 17°C
Çok Bulutlu
Kayseri
17°C
Çok Bulutlu
Çar 17°C
Per 18°C
Cum 20°C
Cts 21°C
https://www.habererciyes.com/wp-content/uploads/2021/09/WhatsApp-Image-2021-09-29-at-13.00.43.jpeg

NE YAPTIĞIMIZ DEĞİL, NE YAPABİLECEĞİMİZ ÖNEMLİ

A+
A-
06.10.2021
55.664
ABONE OL

                                 Bu  yazımda gündemi oluşturan Paris iklim anlaşmasından bahsetmeye çalışacağım. Pandemi Den sonra karşılaşacağımız iklim değişikliği sorunu ile dünyamız karşı karşıya bulunmaktadır. İşte bu noktada Paris iklim anlaşması önem arz etmektedir. Bu ayın içerisinde Türkiye büyük millet meclisine bu antlaşma kabul edilmesi için gönderiliyor. Ülkemiz bu antlaşmaya 22.04. 2016 tarihinde imza atmış, fakat meclis onayına bugüne kadar sunmamıştı. Bu iklim değişikliğinin arkasında bulunan gerçekleri ortaya çıkarmayı hedeflemekteyim. Günümüzde İklimle bağlantılı felaketler tüm dünyada gündemin ilk sıralarında yer alıyor. Gezegenimizin karşılaştığı en büyük tehditler arasında başı çeken iklim değişikliği, uzmanlara göre acil adım atılması gereken bir “kriz” halini aldı. İklim değişikliği, ağırlıklı olarak insan faaliyetleri sonucu ortaya çıkan sera gazlarının (karbondioksit, metan, diazot monoksit, ozon vb.) atmosferdeki yoğunluğunun artmasıyla, küresel sıcaklığın yükselmesi ve ortalama iklim değerlerinin değişmesidir. İklim değişikliğinin artık görmezden gelinemeyecek bir ‘acil durum’ halini almasına ise iklim krizi adı veriliyor. Fakat dünyamızda otomobil,otobüs, kamyon, motosiklet,uçak,tren gibi araçların toplamı tahmini bir milyar adet, bununla birde Sanayi, enerji, ve tarım gibi insan faaliyetleri sonucu atmosfere yayılan gazların etkisiyle, yıl boyunca kara, deniz ve havada ölçülen ortalama sıcaklıkların dünya genelinde artmasına neden olmaktadır. Bizim karbon salınımına etkimiz %1 geçmemektedir. Bu  bize göstermektedir ki bu algıyla dünyayı yönetenlerin ne yapmak istediğini açığa çıkarmaktadır. İstanbul sözleşmesi, Lanzorotte, 5G, Hayvan Hakları Yasası, Great Rest bunların hepsi dünyayı yönetenlerin oyunudur. Bu oyunlarda oyuncu değil oyun kurucu olma yolunda olmalıyız. İklim değişikliği bahanesinin arkasına saklanıyorlar. Dünyayı yönetenler diyorlar ki insanoğlunun  etkisiyle iklim değişikliği meydana gelmiştir.  bu iklim değişikliği bin yılda bir yaşanan tabii bir süreçtir. Manyetik kutuplardaki değişiklik kozmik bir olay Ay’da da, Güneş’te de, galaksilerde  de olan bir döngüdür. İklim değişikliğini bahane yaparak provoke edeceklerdir.  Bizlere iyi  gözüküyorlar,  bizleri köle etmenin ve kendi emellerine ulaşmaları için kullanmalarına görmezlikten gelmemek gereklidir.

                                   Paris Antlaşmasının yapıldığı COP21’de herkesin uymakla yükümlü olduğu belirlenen hedefler şunlardır

                                   -Sera gazlarını azaltmak

                                   -Yenilenebilir enerji üretimine hız vermek

                                   -Küresel ısınmayı 2°C’nin “oldukça altına” indirmek ve mümkünse 1,5°C ile sınırlamak

                                   -İklim değişikliğinin etkileriyle mücadele etmeleri için yoksul ülkelere maddi yardım yapmak

                            Bu zirvede mutabık kalınan konulardan biri de, beş yılda bir yolun neresinde olduğumuzu görmek için toplantılar düzenlemeyi hedeflerine koymuşlardır. Bunun için ilki 2020 yılında yaplacaktı ancak coronavirus salgını nedeniyle COP26, 2021’e ertelendi. 26. Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı (COP26) 1 – 12 Kasım 2021 tarihleri arasında Glasgow’da gerçekleşecektir. Birleşik Krallık’ın ev sahipliğinde düzenlenen bu uluslararası iklim değişikliği zirvesi, iklim değişikliğiyle mücadele için eş güdümlü eylem konusunda anlaşmaya varmak üzere aralarında devlet başkanları, iklim uzmanları ve bu alandaki bilim adamlarının düzenlediği toplantıya  30.000’den fazla delegeyi bir araya getirecek. Birleşmiş Milletler belgelerinde İnsanlık için kırmızı alarm olarak nitelendirilen iklim değişikliğinin derhal durdurulması için, tüm dünyada hükümetlerin üzerindeki baskıyı artırıyorlar. Bu konferansda sunulacak olan tebliğler, dünyayı yönetenlerin nasıl uygulamaya başlayacaklarını ve diğer insanların karşılaştıkları   zorlukların ne olduğunu ortaya koymaktadır. Şu ana kadar bu antlaşmayı 197 ülke imzalamış bulunmaktadır.  Sömürü düzenini kullanan Batı ve kapitalizm sistemi iklim krizinin yaşanmasında öncü rol oynadı. Batı az maliyetle çok üretim hedefiyle hiçbir önlem almadan doğanın dengesini bozan bu sistemi ortaya koymuştur. Bunu yaparken dünyamızı kirleten, vahşi üretim sistemini ortaya koyanlar şu anda dünyayı yönetenler değil mi ? yeni gerçekleştirmek istedikleri sistemde adaletsiz oluşum meydana getireceklerdir. İklim değişikliği ile büyük bir algı tezgahı kurulmak istenmektedir. Tamam insanoğlunun dünyayı kirlenmesinde etkisi vardır ancak bu etki abartıldığı kadar olmadığı kanaatindeyim.  İklim değişikliği ile insanoğluna yeni kurmak istedikleri sistemi dikta etmek için kullanıyorlar ve insanları kandırılması gereken bir varlık olarak telakki etmektedirler.  Vergi koymaya çalışacaklar, vergi ne demek insanların gelirlerinden devletlere verilen bedeldir. Olması gereken budur fakat devlet bu vergileri koyarken çok dikkatli ve kırı kırk yararak oluşturması gerekmektedir. Bu vergiler insanları zorlamadan isteyerek vermelerini sağlamalıyız. Şimdi yeni konulacak vergiyi dünyayı yönetenlerin devletler aracılığı ile toplamaya çalışacaklardır. Hatta bugün ki durumumuza göre ülkemizin ödemesi gereken vergi, tabi ki karbon azaltımı konusunda yatırımlar yapamazda aynı durumda kalırsak 4-6 milyar dolar karbon vergisi ödemek durumunda olacağız,  sanayimizde ve tarımda üretim kısıtlamalarına gitmek zorunda  kalacağız. Bu vergiyi kime ödemek zorundayız. tabi ki dünyayı yöneten elit kesimedir. 2050 yılına kadar dünyada karbonsuzlaştırma için aşağı  yukarı yapmamız gereken yatırım  miktarı 100 trilyon dolardır. Birde bu yapılacak dünya bazında yıllık yapılması gereken yatırım 2.5 trilyon dolardır. Bu ise dünyamızın ekonomisine çok büyük darbeler vurmasını beklemeliyiz. Ülkemizde bu yatırımlar için aşağı yukarı 25 milyar dolar gibi yatırım yapmak zorunda kalacaktır.  Bunu bugün ingiltere’de yaşananları ibretle izlemekteyiz. Marketlerde raflar boşalmış, benzin ve mazot kuyrukları oluşmuş, lojistik destek sağlanamadığından sanayileri durma durumuna gelmiştir. Avrupa birliğinden ayrılması ile ülkelerinde önlem almadıkları gibi önlemler için daha önceden oluşturmadıkları kriz senaryoları yüzünden bu hallere gelmişlerdir. Örnek olarak kamyon ve tır sürücüsü eksikliği ile yaşadıklarıdır. Daha önce Avrupa birliğinde olduklarında  ülkelerine lojistik destek sağlayan kamyon ve tır girişleri olmaktaydı. Fakat Avrupa birliğinden ayrıldıktan sonra kamyon ve tır girişleri yasaklanması nedeniyle, bu sorunu yaşamaktadırlar. Daha önceden bu sorunla ve diğer sorunlarla ilgili çalışmalar yapmış olsalardı. Rahatlıkla atlatabilirlerdi. Ama önlem alamadıkları için bugün çözülmesi çok zor durumda kalmışlardır. İşte bizde Paris antlaşmasını mecliste kabul etmeden önce nelerle karşılaşacaklarımızı ve çözüm yollarını iyi analiz etme zorundayız. İngiltere gibi başımıza gelecek problemlerle karşılaşmamamız için senaryolar oluşturup bu senaryolara göre eylem planları oluşturup bir an önce harekete geçmeliyiz. Birde dikkat etmemiz gereken pandemi ile oluşturmak istedikleri ortamları sağlamak ve köle sistemini daha da sağlamlaştırmak için iklim değişikliğini kullanacaklar ve bir kaos ortamı oluşturacaklardır. Ben bakıyorum medyaya çoğunluğu ister muhalefet, ister iktidar yanlılar tıpkı pandemide olduğu gibi bu konuda da müşterekliklerini görmekteyiz. Küresel oyuncuların istediği şekilde yayın yapmaktadırlar. Bu Yapılanlarla insanlığı dizayn etmeye çalışıyorlar. Yüksek katma değerli işleri yok etmeye çalışırken, verimsizlik olgusu üzerinde duracaklar. Bunu yaparken çözüm değil çözümsüz odaklı yapmaktadırlar. Bizler bunu yapacak olanlara karşı onların bu işlemleri yaparken ulaşmak istedikleri amaçlarını iyi analiz ederek oyunlarına nasıl karşılık vermemiz gerektiğini oluşturmamız. Oluşturduğumuz eylem planlarını acilen uygulamaya koyarak bu ortamı lehimize cevirebilmeyi bütün halkımızla başara bilmeyi hedefleyerek daha gelişmiş, daha refah, daha özgür, daha yaşanabilir, daha mutlu bir ülke meydana getirebiliriz. Bunların önünde engel kendimiz, bu engeli de hep birlikte kaldıracağız.

YORUMLAR

  1. ALAATTİN DÜŞÜKTAŞ dedi ki:

    Bu iklim felaketinin yapanlar kim kendileri değilmi?.Karbon salınımı diyorlar kim yapıyor bunu .Dünyaya yeniden kendi istekleri doğrultusunda şekil vermek isteyen güçler.Eskiden bir büyükbaş hayvandan günde 5 kilo süt alınırdı.Şimdi ise günde 50 kilo 100 kilo süt almak için hayvanların yeminin içine kan, kemik , sakadat vb yenilmeyecek maddeler kattılar.Allahü Teala yasaklamıştı kanı.Murdar hayvanı.Hayvanların metabolizmasıda bunu çeviremediği için sürekli karbon salınımı yapmakta.Doğru büyükbaş hayvanlar fazla karbon salınımı yapıyor.Ancak yaptıranda kendileri.Allahın yarattığı düzenide bozan kendileri iklimide bozan kendileri yapay deprem yapanda kendileri.İnsanlık uyanıp bunlara karşı durmadığı sürecede köle olmaya devam edecekler.Dünyada bir iklim sorunu yoktu bunlar yapay olarak müdahele edene kadar.