DOLAR 7,5358
EURO 9,0249
ALTIN 411,42
BIST 1.542
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kayseri 10°C
Sisli
Kayseri
10°C
Sisli
Sal 14°C
Çar 15°C
Per 15°C
Cum 9°C

Mehmet Şerif GÜNDÜZ, Yılın Son Gününde Muhasebe

31.12.2020
1.455.173
A+
A-

Yıllar önce gazete temsilciliği yaparken yazdığım haftalık yazıların birinde “Son Günde Yılın Muhasebesi”ni (31.12.2010) kaleme almıştım. Zaman zaman bu makaleyi açar okur, bazılarını yapmaya çalışır; yapamadıklarımı da yapmak için planlamalar yapar, yeni düşünceleri de altına sıralar, kendime göre bir hayat seyri belirlerim. “Kültür eskimez” anlayışı ile faydalı olacağını düşündüğüm o makaleye, kısmen ilaveler yaparak buraya almak istiyorum bu yılın son gününde nefis muhasebe için…

“Bugün 2010 yılının son günü. Kimileri kendini noel babaların kucağına atarak kendinden geçecek, inanç ve değer yargılarını ayakları altına alacaklar. Kimileri de bu verilen “ömrün nimetini” düşünmeye çalışacaktır. Şu bir gerçektir ki, bu yıla başlayalı tam 365 gün olmuş ve tamamı gitmiştir. Acaba bu süre zarfında ne planlar yaptık, neler uyguladık, neleri yapamadık ve gelecek yıla neleri devrediyoruz, kârımız mı var; zararımız mı? Yılın bu son gününde bunun muhasebesini yapmak gerektiğini düşünüyorum. Zira ömür denen “sermayemizin”, bu yılki değerlendirilmesi yapılmalıdır ki, yarından itibaren yeni yıla daha dikkatli ve ihtiyatlı girilebilelim. Çünkü bu “ömür sermayesi” sadece dünyanın karmaşık işleri için değil; “ebedî âlemi kazanmak için verilmiş bir emanettir.”

Aslında aşağıya alacağım hususların çoğunu, hatta daha fazlasını yapıyor olabilirsiniz ama ben hatırlatma babından içimden geçenleri nefsime söyleyerek sizinle paylaşmak istiyorum.

İnsanı ailede etkileyen faktörler:

“İnsan, mide ve ceset dairesi ile; ruh, kalb ve akıl dairesinden ibarettir.” Biri maddi, diğeri ise manevi… İkisinin ihtiyaçları doğru karşılanmadığı zaman insanın hakiki manada mutlu olacağını söylemek pek doğru olmaz.

“İnsanın aile hayatı küçük bir cennetidir” bu anlayışla ailede maddi ve manevi bazı hususları hatırlatmak lazım. Çünkü ikisi birbiriyle doğru orantılıdır. Ailede kadın ve erkek bir birine destekçisi olma durumunda olmalılar ki, bir bütünlük sağlanabilsin.

Öncelikle aile geçindiren her birey “helal” kazanmak ve bu helali aile bireylerine yedirmekle mükelleftir. “Helal dairesi keyfe kâfidir; harama girmeye gerek yoktur!” Onun için her ay ve yıl gelirlere göre tahmini aile gider bütçesi yapmak lazımdır. Atalarımızın “ayağını yorganına göre uzat” sözünü hayat düsturu tarzında görmek gerekir. Eğer giderimizi gelirlerimize göre değil de; “başkası aldı bende alayım” veya “har vurup harman savurma” mantığı ile harcamalar yaparsak, “helal kazanç” bunlara kâfi gelmeyebilir. İşte o zaman “bütçe” bozulur; kredi kartları ve diğer şekillerde borçlanma ile bunlar telafi edilmeye çalışılır. Buda zamanla sınırları zorlar. Çünkü borç “olmayan parayı” harcamak demektir.

İyi bir bütçe ile beraber, harcamalarda öncelik sıraları belirlenmeli ve israftan azami derecede kanılmalıdır. Barınma, iaşe, enerji, sağlık, eğitim, giyim, kültür vd bunu takip etmelidir. Mesela bir temsil verecek olur isek; marketten alacağımız malzemelerde temel gıda maddeleri %80 e denk gelmeli, “kıvır zıvır” tabir edilenler ise %20 nın altında kalmalıdır. Bunun tersi yapıldığı takdirde evin yolunu gösterecek hiçbir rehber bulunamaz.

Sigara içen bir bey veya bayan vücudunu zehirleyerek sağlığını yavaş yavaş yitirdiği gibi, aile bütçesine de çok ciddi maddi külfet yüklüyor demektir. Bu gün en ucuz sigara 10 Tl civarında iken bu tam sekiz ekmek veya iki buçuk kğ süt ediyor. Bunu ikiye çarptığınız zaman asgari ücretin nerede ise 1/6’ine denk gelir.[2020 yılında net asgari ücret: 2.324

Tl’dır.] İsraf evin bereketini götürdüğü gibi, nimete karşı bir saygısızlıktır.(İnşallah ilerleyen zamanlarda “örnek aile bütçesi” şeklinde bir müstakil makale yazmaya çalışacağım. Böyle bir makaleye katkıda bulunmak isteyenler sg-kys@hotmail.com email adresimize bilgi aktarabilirler.)

Bu son günde geçen yılda yaptığımız gider bütçesinde ne eksikler oldu, ne sıkıntılarla karşılaştık, hangi hedefleri tutturduk veya hangi planlardan sapmalar daha fazla oldu gibi hususların muhasebesini yapmak lazımdır. Çünkü bu insanın “mide ve ceset dairesi” ile çok alakalıdır. Eğer geçen sene bir planımız olmadı ise ne olur bu sene her ay gelirimize göre bir planlama yapmaya gayret edelim! Parayı iyi kontrol ettiğimizde hedefimize daha güzel yürümüş oluruz.

“Aile bütçesinden” sonra; insanın “ruh, akıl ve kalb dairesine” hitap eden “sosyal kişiyi veya ailedeki ” kültürel bütçeye” nazar gezdirelim:

Vakti nasıl kullanıyoruz?

Ahirette Cenab-ı hak bizden malı nasıl kazandığımızı ve nerede harcadığımızı soracağı gibi, zamanı da nerede geçirdiğimizi soracaktır.

Bazen eş-dostla konuşurken “bir günlük programında okumanın yeri nasıl?” diye soruyorum. “İş güçten başka şeylere zaman ayıramadığını” ifade ediyorlar. Ama bakıyoruz ki, evde tam 3–4 saat elinde kumanda ile kanaldan kanala seyahat yaparak tv başında zaman geçirebiliyor. Zamanımızın olduğunun farkındayız ama onu etkin kullanmadığımız için “Zamanım yok!” diyebiliyoruz.

Ruhen insanın günlük ihtiyacı nedir? Bir gün içerisinde insan ruhunu tatmin edecek hususlar neler olabilir ben bazı şeyler düşünüyorum; herkes kendine göre farklı değerlendirebilir. Amacım “akla kapı açmak; ihtiyarı elinden almamaktır”. Kişi, günlük iş ve mesaisine göre 10-11 saatini evin dışındaki bu çalışmaya ayırıyor. İstirahat, uyku, yemek ve aile bireyleri ile ilgilenmek için de yine 10-11 saat düşünülebilir. Günün 24 saatten arta kalan 2-4 saatinde ise, aşağıdakilerden bazıları–az dahi olsa—yapılabilir: * Kur’an’ı Kerim insanın ruh, kalb ve aklını tatmin eder. Kur’an’ın kalbi olan Yasin-i Şerif ve birkaç sahife Kur’ân-ı Kerim, meal ve tefsir her gün okunmalıdır. Kur’anı okumayı bilmeyenler ise en seri şekilde öğrenmeye çalışmalıdır. İnan bu çok zor değil; o kadar kısa zamanda öğrenirsiniz ki, sizde hayret edersiniz. * Günlük bir kaç sayfa Peygamberimizin(asv) hayatı ve Sünnet-i Senniyesi ile Hadisi Şerifler okunabilmelidir. Bir âyet, bir Hadis-i şerif ve bir vecize rahatlıkla ezberlenebilir veya mânâ olarak öğrenilebilir. İlmihal okunmalı. Her günün takvim yaprağı ailece okunabilmelidir.

* Evde “kitap okuma saati” belirlenebilmeli. Böylece tüm aile bireyleri bu vakitte evde hep beraber kitap okumuş olurlar. Bu o kadar güzel olur ki, sanki eviniz bir medrese veya okulun tatlı öğrencileri gibi oluyor. Çocuklara bu kazanıldığı zaman, okuldaki arkadaşlarından daha farklı şeyleri öğrendiklerini görürsünüz. “Neden/niçin” prensipleri hayatlarına tatlı bir kanevice gibi işlendiğini hissedersiniz. Unutmamak lazım ki, Kur’an da Cenab-ı Hakkın ilk emri, “Oku, seni yaradan Rabbinin adı ile oku”dur. (kabirde okumada yok, ibadette yok) * Günlük bir gazete takip edilebilir ve aylık dergilerden biri günlere yayılarak okunabilir.

* Erkekler imkan buldukça camide, bayanlar ise evde kıldıkları namazdan sonra tesbihat yapmalı ve durum müsait olduğu zaman iki sahife kitap okunabilmelidir. Bu yapılabilirse günde on sahifeye denk gelir ki; yılda 3650 sahife eder. Mükemmel bir rakam olur. Bunu eş, çocuk ve torunlarımızla beraber yaptığımız zaman evimiz tam bir eğitim yuvası olur. * Kendimizden fakir veya imkânı bizden daha az, yahut daha çekingen veya daha kısıtlı fırsat bulabilen bir dostumuzu/akrabamızı/komşumuzu ziyaret edebilir veya telefon açabiliriz. Hediye götürebiliriz. Böylece üç ayda görüşmediğimiz veya konuşmadığımız kimse kalmaz. Sıla-yı Rahimi yaparak muhabbeti sadece ölüm ve düğünlere bırakmamış oluruz. Telefon rehberinde A’ dan Z ‘ye kadar bunu günlere yaydığımızda yıllardır görüşemediğimiz insanların sesini duymuş olur, hal ve ahvalini sorarak haberdar olduğumuz gibi, sevap da kazanmış oluruz. Hastaları sıkmadan mutlaka ziyaret etmek çok “ciddi bir görevdir.” Cenazelere iştirak ise “zorunlu” bir vazifedir. Tabi ki, bu Covit-19 salgını dolayısı ile emniyet tedbirlerini azami derecede alarak gidilmelidir. Eğer bu mümkün değil ise, telefonla bu vazife yapılmalıdır.

* Aile reisi aile bireyleri ile en azından haftanın bir gününü geçirmek için plan yapmalı ve bunu büyük oranda uygulamalı, aksaklıkları telafi edebilmelidir. İnanın aile fertlerinize bu ilgi onları çok mutlu edecektir. Bayram, kandil, düğün, cenaze, sünnet gibi toplu olacak etkinliklerde duruma göre aile bireylerin tümü iştirak etmeli ve hasetsen çocukların bu kültürlerimize uyumu sağlanmalıdır. “Atasından gören ata olunca, nesline yansıtır” hakikati unutmamalıdır. *Bir sigara içmeye ayrılan zaman 5 dakikadır. Bir pakette yirmi sigara olduğuna göre bir günde bir paket sigara içenler 100 dakikasını boşa harcıyor demektir. Bu da bir buçuk saat ediyor. Yukarıda saydığım okumaların tümü bu süreye ancak denk gelir. İnsan, kültür dünyasına “bir paket sigara kadar zaman” ayırabilmelidir.

*“İki günü eşit olan ziyandadır” ve “az dahi olsa devamlı olan amel makbuldür” diyen Peygamber (asv) ikazına uymaya gayret etmek lazımdır. Hür gün kültür dünyamıza bir şeyler koymak gerektir. Niyazi-i Mısrî’nin; “Günde bir taşı binâ-yı ömrümün düştü yere,/ Can yatar gafil, binası oldu viran bîhaber” dediği gibi ömrümüz süratle zevale gidiyor. *Ölüm gelmeden bunlar dünyada yapılabilecek bazı şeylerdir; hemen hemen her gün asri mezarlığın önünden geçiyorum, orada ki mevtalardan hiç biri bunları yapma durumunda değildir. Çünkü “dünya dar’ul hizmettir” kabir ise “darül ücrete” giriş kapısıdır. Dünyada hizmet yetkileri ve görevleri bitmiştir

İnsan akıl, kalb ve ruhun gereğini yapmadığı zaman “vicdanı daima azap içinde kalır” Buda onu mutsuz eder. “Küçük cenneti olan aile hayatı” adeta zehirlenir. Maddi şeyler ruhunu teskin etmez.

Yazıda Müslüman’ca yaşayabilme gayreti içinde olduğumuz için, ilk muhatap biziz. Çünkü inanıyoruz ki; her dakika ömrümüzü nerede/nasıl geçirdiğimizin ahirette hesabını vereceğimiz için iyi işlerle meşgul olarak geçirmek karlı bir ticaret olacaktır. İnanmayan insanlara bir diyeceğimiz yoktur; isterlerse istifade eder veya etmezler, kendilerinin bileceği bir husustur. Biz inancımız gereği olarak “iyi bir kul” olabilme sevdasındayız.

Yılın son gününde ailenin maddi ve manevi bütçelerinin muhasebesini yapmayı nazarlara verirken; İnşallah gelecek yıla daha güzel hazırlanabilme niyet ve gayreti güdüyoruz. Bu giden yıldan ders alarak, yeni yılda geliri nasıl kazandık ve nereye harcadığımıza daha çok dikkat edecek; para ve zamanı doğru kullanmaya gayret ederek, ruhen ve bedenen daha rahat olmaya çalışacağız inşallah.

Tabi ki gelecek yıla kimin kalacağını bilemeyiz.

O zaman “ölüm gelmeden her an ölüme hazır olmak” ve her anı çok iyi değerlendirebilmek gerekir.

Bu gelecek 2021 yılının sonunda “kârlı bir ticaret” ve verimli bir envanter bırakabilmek mümkündür. Evin maddi bütçesini iyi planlamış ve “ahiretine azık” olacak ömür sermayesini en iyi şekilde değerlendirebilmek akıllı bir çalışma olacaktır.

İnsanın iki serveti olan mal ve zamanı etkin kullanıldığı takdirde dünya mutluluğu ile beraber, inşallah ahiret saadetini de vermesi için Cenab-ı Hak’tan niyaz edecektir.

Ama ölüm meleği gelmeden önce elimizi tez tutmak lazımdır!

Geldikten sonra elinde “uzatma dakikası” yoktur, amel biter, defter kapanır; hesap vermeye doğru zaman akışı başlar… Ne eşinin, ne çocuklarının, ne malının, ne dostlarının, ne makamının bir faydası olmaz. Sadece dünyada yaptığı/yapamadığı “ameli” ile baş başa kalır ve ebedi hayatı buna göre şekillenir!

Allah, bize rızasına uygun olarak Müslüman’ca yaşamayı nasip etsin ve hepimizin sonunu hayırlı eylesin inşallah!

31.12.2020 / Kayseri/ Mehmet Şerif GÜNDÜZ

YORUMLAR

Bir Cevap Yazın

  1. Avatar Bahri Göçmen dedi ki:

    Eyvallah can dostum.Harika bir makale olmuş.Rabbim bizleri de ders alanlardan eylesin inşaallah…Rabbim zahmetlerine rahmet versin.Vesselam….

    1. Bahri Bey, teşekkür ederim. Ömür kısadır, giden gün geri gelmiyor. O yüzden “ebed için yaratılan” insan oraya hazırlığı iyi yapmalı. Sağlık ve afiyet dileklerimle…

  2. Avatar Mahir Çakıl dedi ki:

    Teşekkürler Allah razı olsun çok güzel bir tavsiye ve yaşama rehberi kaleme almışsınız .

  3. Avatar İzzet Akpınar dedi ki:

    Evet, bugün Dünya kapitalist sistem içinde. Reklamlarda boğnus kart sürekli tanıtılmaktadır. Bu na borçkartı demiyerek iyi algı gibi oluşturuluyor. Birde fayda ve zarar kavramı var. Örneğin su canlılar için hayati önem taşıyor fakat suyu aşırı içersek bu sefer vucudumuza zarar veririz. Zararı aza indşrirsek fayda oluşur, yani denge kavramını önemsememşz gerekir . Şerif kardeşim çok anlamlı bir makaleniz olmuş saygılar