SON DAKİKA
Anadolu koyununun antik DNA çalışması evcilleştirmenin tarihine ışık tutacak
Terörden arındırılan Lice kırsalında doğa yürüyüşü yapıldı
Erzincan'daki Mama Hatun Külliyesi restore edildi
Antalya'da sağanak su taşkınlarına neden oldu
Yapılandırılan prim borçlarının ilk taksit ödemesinde son gün 30 Kasım
Cumhurbaşkanı Erdoğan: Bölgesel ve uluslararası iş birliği terörle mücadelede hayati önemdedir
Milli Eğitim Bakanı Özer: 3 bin 971 yeni ana sınıfını açtık
Metruk binalara adres bildirimine izin verilmeyecek
Meclis bu hafta elektrikte TRT payını kaldıran düzenlemeyi de içeren kanun teklifi için mesai yapacak
Ege, İç Anadolu, Karadeniz, Marmara ve Batı Akdeniz için fırtına uyarısı
Komandolar terör örgütü PKK'nın sözde bölge sorumlularının kullandığı mağarayı ele geçirdi
Yeşilçam oyuncusu Erol Taş'ın muhtar yeğeni mührü 19 yıldır kimseye bırakmıyor
Sağlık Bakanı Koca: Türkiye'de Nu varyantına rastlanmadı
Türkiye ile Türkmenistan arasında 8 anlaşma imzalandı
Türkiye'de 23 bin 759 kişinin Kovid-19 testi pozitif çıktı, 192 kişi hayatını kaybetti
Doğu Anadolu'da en düşük sıcaklık sıfırın altında 6 dereceyle Ardahan'da ölçüldü
Mersin'de ölü bulunan Müslüme'nin kardeşleri devlet korumasına alındı
Türkiye'nin ambulans uçakları, şifa bekleyen 154 hasta için 53 ülkeye uçtu
Hükümlüler meslek edinirken ahşap oyuncak da üretiyor
Bakan Çavuşoğlu: Asya, en büyük tüketici pazarı olarak da yükseliyor
Dolar 12,4902
Euro 14,1332
Altın 720,04
BİST 1.776
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kayseri 17°C
Sağanak Yağışlı
Kayseri
17°C
Sağanak Yağışlı
Pts 22°C
Sal 17°C
Çar 6°C
Per 6°C
https://www.habererciyes.com/wp-content/uploads/2021/09/WhatsApp-Image-2021-09-29-at-13.00.43.jpeg

İKLİM ANLAŞMASINDA BİZİ BEKLEYENLER

A+
A-
18.10.2021
61.740
ABONE OL

Paris iklim antlaşması Türkiye büyük millet meclisinden jet hızıyla bütün partilerin ittifakıyla kabul edilmiştir. Bu kanunu kabul ederken hiçbir milletvekili muhalefet edememiştir. Dünyayı yönetenlere boyun eğmişlerdir. Daha önceki yazılarımda bahsettiğim tek dünya yönetiminin bu antlaşma ile ilk adımı atılmıştır. Bu nasıl oldu derseniz karbon vergisinin oluşmasını sağlayan bu antlaşmayla gerçekleştirmeleridir. Bu bizi 2070 yılında gerçekleştirmek istedikleri tek dünya yönetiminin onaylaması olarak değerlendirmekteyim.

Her imparatorluk, kendisini yıkacak oluşumları kendi içerisinden meydana getirir. Bir yandan, kendi kanunlarına uyan ülkelerin maddi ve insani kaynaklarını sömürürken idarecilerini kendi istediği yönde kullanmaktadırlar. Bizler bu oyunların farkına varıp yol haritalarımızı belirleyip oyun içerisinde oyuncu değil, oyun kurucu pozisyonuna geçmeliyiz. Burada birde belirtmem gereken bir hususu dikkatlerinize sumak istemekteyim 20 Eylül 1963 yılında başkan Kennedy’nin konuşmasından bir bölüm aktarmak istemekteyim. ‘’İster Amerikan yurttaşı olsun ister dünya yurttaşı sizden istediğimiz özveri ve açlığı, sizde bizden isteyin. En iyi ödülü bize vicdanımız ve bilincimiz verecektir. Tek yargıcımız tarih olacaktır. Bizim için değerli olan bu ülkeyi yönetirken Tanrıdan bizi korumasını ve bize yardımcı olmasını dileyelim. Ama unutmayalım ki yeryüzünde Tanrının yapacağı işi yapmakla biz görevliyiz. Çok kimse yeryüzünde Tanrının yapacağı işi yapmanın çok güç olduğunu düşünür.  Ama şükürler olsun Amerikan demokrasisi bütün öteki siyasal sistemlerden daha çok bu çabayı üstüne almak üzere kendisini yetiştirmiş ve hazırlamıştır.’’

Bu yazı bugünde geçerlidir. Akıllarının temeline yatan bunlardır. İnsanları korku yayıp kendine itaat etmemizi istemektedirler. 1 Kasımdan sonra büyük bir sansür uygulayacaklar. İnsanların iklim değişikliğine karşı muhalif seslerin kesilmesini sağlayacaklardır. Nasıl bir algı oluşturuyorlar Bunu bir örnekle açıklamaya çalışacağım. 1979 yılında Rusya’ya uyguladıkları bir algıdan bahsedeceğim. Bu gün petrol ve gaz üretiminde dünyada en öndeki  ülkelerinden biri olarak Rusya’yı  görmekteyiz. Bahsettiğim  tarihte öyle bir algı oluşturdular ki, en fazla 5-6 ay içerisinde petrol kaynaklarının  biteceği söylediler. Rusya’yı yöneten kişiler buna göre önlemler almaya zorladılar. Ekonomilerinin zarar görmesini sağladılar.  Fakat Bu petrol Rusya’da  bitmedi ve daha fazla üretim gerçekleştirmektedirler. Bu olay bize göstermektedir ki algının  ne kadar önemli olduğunu  açıklamaktadır. Bir de 1970-1980 yılları arasında buzul çağdan bahsediyorlardı. 2000 li yılardan sonrada küresel ısınma ve iklim değişiklikleri ile algı operasyonları gerçekleştirmektedir.  Bu olaylar bize göstermektedir ki algı operasyonlarını çok ihtiyatlı olmamızı gerektirmektedir.

Problemleri kendi oluşturdukları yapay olgular olarak değerlendirirken bu oluşturdukları problemlerin çözümlerini insanlara dikta etmektedirler. ABD çözüm önerileri için üzerine düşen görevler için harcamalara Biden yönetimiyle başlamışlardır. Dünyadaki endüstri ve üretim şekilleri baştan aşağıya Paris iklim antlaşması uyarınca değiştirmek mecburiyetinde olacak insanoğlu,  fakir insanlar 20 kat fakirleşecek, dünyayı yönetenler 20 kat veya 40 kat zenginliklerine zenginlik katacaklar. Yeniden bir dünya inşa etmeyi büyük resetle gerçekleştirmeyi amaçlıyorlar. İnsanlığı aşırı derecede fakirleşmeye ve mülkiyetsizliğe doğru yönlendirmektedirler. Tek dünyaya devletine doğru giderken ulusal devletleri birer eyalet devleti haline getirmek yolunda olduklarını göstermektedir. Küresel güçler bu algıyı oluşturmak için reklamasyon harcamaları 100 milyar doları geçmiş durumdadırlar.

Fakir ülkeleri düşündüklerini söylüyor bu yöneticiler, bu harcanan paraları aç insanlar için harcasalar açlıktan ölen insan kakmaz. Bu hareketlerle gelişmekte olan ülkelerin gelişmiş ülkeleri seviyesine çıkmalarını engellemek için uygulamaya koymuşlardır. Bu hareketleri gerçekleştiren vakıfları incelememiz gereklidir. Bu vakıflardan biri şu andaki birleşmiş milletlerin merkezinin sahibidir. Alınan kararlarda direk etki yapabilmek için sanki ülkeymiş gibi  küresel şirketlere oylamalara katılma hakkı da verilmiştir. Bunların hazırladığı Raporlarda birleşmiş milletler tarafından desteklenmektedir. Bunların başında Bill Gates vakfı bulunmakta, ancak 90 şirketler dünya yönetimine sahip olacaktır. Enerji tarih boyunca ülkelerin dünya lideri olmaları konumunda en büyük etkenlerden birisidir mesela doların dünya parası olması petrolle alakalı olmasıdır. İşte yeni Dünya düzeninde iklimi koruma ön plana çıkarak,  90 şirketin bundan sonra yönetimde olmasını sağlayacaktır. Karbonsuzlaştırma teknolojilerine ve küresel gelişmelere odaklanan bir yol haritasının belirlenmesi için yeni kaynaklara odaklanılmalı, toryum,  nükleer, güneş, rüzgâr enerjileri ve elektrik depolama pilleri gibi karbondan arındırılmış kaynakların  2053 yılına kadar kapsamlı  eylem planları oluşturulup ülkemiz için  elektrik kapasitesini belirlemek. Elektriğin toplam enerji sistemi  gözden geçirilerek bir yol haritası çıkarılmalıdır. Bunu yaparken Paris antlaşmasını savunan kesimin sunduğu gerekçelerden bahsedersek şu şekilde söylüyorlar.  Tam tersi! 

Araştırmalar, Türkiye’nin aktif bir iklim politikası yürütmesi halinde milli gelirinin %7 artacağını gösteriyor. Türkiye enerjide %70’lerin üzerinde dışa bağımlı. Bu bağımlılığın temel nedeni petrol, doğal gaz ve kömür. İklim krizini durdurmak için yapmamız gereken bu üç fosil yakıtı kullanmayı bırakmak ve yerine güneş, rüzgâr gibi yenilenebilir enerji kaynaklarını kullanmak. Yenilenebilir enerji kaynaklarının herhangi bir yakıt maliyeti yok dolayısıyla dışa bağımlılık söz konusu değil. İlk yatırım sırasında bazı ekipmanlar ithal edilse de, bu durum kömür ve gaz santralleri için de geçerli. Rüzgâr ve güneşi merkeze alan bir enerji dönüşümü, teknoloji içeriği yüksek bir sanayi gelişimini de beraberinde getirebilir. Ayrıca güneş ve rüzgârdan elektrik üretim kapasitesinin artması sanayi üretimindeki değer zincirini de önemli oranda büyütecek; güneşte 15-25 GW’lık kapasite ilaveleri 0,8 milyar dolar olan üretimi 6,8 – 11,3 milyar ABD doları kadar arttırabilir. İstihdam yaratma potansiyeli olarak bakarsak; iklim krizi ile mücadeleyi destekleyecek düşük karbonlu bir gelişme, fosile dayalı ekonomik yatırımlara göre daha fazla istihdam yaratıyor. Örneğin; her 1 milyon dolarlık yatırımın, sürdürülebilir enerjide 15-30, enerji depolamada 4-12, enerji verimliliğinde 10-18, çevre dostu şehir altyapılarının geliştirilmesinde 10-15, atık ve geri dönüşümde 15-40 kişiye yeni istihdam yaratma potansiyeli olduğu hesaplanırken; 1 milyon dolarlık kömür yatırımının inşaat aşamasında 1, termik ve maden işletmesinde 2 kişiye istihdam yarattığı hesaplanmaktadır. 

Bu açıklamalar bize nasıl algı operasyonu yaptıklarını göstermektedir. Yenilenebilir enerji kaynaklarında istihdamı anlatmaktadır. Anlatılanlar istihdamı artıracağını ifade ediyorlar ve ekonomiye katkı yapabileceğini ifade ediyorlar. Bu yatırımların karşısında değiliz. Ama kapanacak 6 petrol rafinerisi ve 28 kömür elektrik santrali bulunmaktadır. Bunların çalışanları ve son tüketiciye varıncaya kadar aşağı yukarı 6,8 milyon işsizlerimize eklenecek, yapmış olduğumuz yatırımlar boşa gidecek. Ayrıca sanayimiz ve tarım yeni düzene göre yapılanması gereklidir. Aşağı yukarı her şey sil baştan sıfırlanarak yapılması gerekmektedir. Bu gün elektrik üretiminde güneş ve rüzgârdan elde edilen miktarın ulaştığı nokta tatmin edici duruma gelmiştir. Türkiye’nin elektrik kurulu gücünün 98 bin 493 megavata, toplam kurulu güç içinde yenilenebilir enerjinin oranının ise yüzde 53’e ulaştığını görülmektedir. Türkiye’nin mevcut yenilenebilir enerji kurulu gücüyle dünyada 12’inci, Avrupa’da 5’inci sırada yer almaktadır.

Tüm dünyada enerjinin geleceği olarak kabul edilen yenilenebilir enerji alanında yüksek üretim, yerli teknoloji ve yetişmiş insan kaynağı temelinde yükselen bir sektör kurmak için hedef belirlemeliyiz, Türkiye’nin 2021de rüzgar enerjisi kurulu gücünün 10 bin megavatı aştığı ifade edilmektedir. Güneş enerjisi kapasitesinin ise 7 bin 435 megavata ulaştığı bildirilmektedir. Bunlar yeterli mi? yeterli değil tabi ki gayretlerimizi göstermeliyiz bizi bekleyen Paris antlaşması şartlarını yerine getirmenin güç olduğunu bu antlaşmanın daha da esnek uygulamalara geçeceğini ummaktayım. Bu antlaşmayla ilgili yazımın uzayacağı için kesmek zorundayım gelecek yazılarımda yapabileceklerimizi anlatma çalışacağım.

https://www.habererciyes.com/

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.